<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türkçesi</title>
	<atom:link href="http://www.turkcesi.net/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.turkcesi.net</link>
	<description>Bir başka WordPress sitesi</description>
	<lastBuildDate>Sun, 08 Apr 2012 15:46:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Sızı &#8211; Sergül VURAL</title>
		<link>http://www.turkcesi.net/sizi-sergul-vural-706.html</link>
		<comments>http://www.turkcesi.net/sizi-sergul-vural-706.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Apr 2012 15:46:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KİTAPLAR - DERGİLER]]></category>
		<category><![CDATA[Sızı - Sergül VURAL]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.net/?p=706</guid>
		<description><![CDATA[Şair Sergül Vural&#8217;dan yeni kitap; Sızı “Gece karanlık, gece sessiz, gece yetim, gece öksüz&#8230; Uyanık uykularda gece&#8230; Gün bitimi yorgunu&#8230; Bir gece lambasının loş ışıklarında dinlenmek ister sızı. Karanlığına rehber ister, aydınlığına yoldaş&#8230; Saatler mahzun durur, saatler yalnız, saatler yetim. Birdenbire mavi, yeşil ve kırmızı ışıklar güler zifiri karanlığa. Loş olur her bir taraf, aydınlanır [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.turkcesi.net/sizi-sergul-vural-706.html/sizi" rel="attachment wp-att-707"><img src="http://www.turkcesi.net/wp-content/uploads/2012/04/sızı.jpg" alt="sızı Sızı   Sergül VURAL" title="sızı" width="270" height="397" class="alignleft size-full wp-image-707" /></a>Şair Sergül Vural&#8217;dan yeni kitap; Sızı</p>
<p>“Gece karanlık, gece sessiz, gece yetim, gece öksüz&#8230; Uyanık uykularda gece&#8230; Gün bitimi yorgunu&#8230; Bir gece lambasının loş ışıklarında dinlenmek ister sızı. Karanlığına rehber ister, aydınlığına yoldaş&#8230; </p>
<p>Saatler mahzun durur, saatler yalnız, saatler yetim. Birdenbire mavi, yeşil ve kırmızı ışıklar güler zifiri karanlığa. Loş olur her bir taraf, aydınlanır hafiften ortalık. Hayal dünyasından güzeller güler gece lambasındaki sızıya. Yakamoz niyetine düşer yüreklere menevişli ışıltılar. Perdeler birer birer aralanır efsânevi düşlere&#8230;” </p>
<p>Süveyda şairi olarak tanıdığımız Sergül VURAL, bu kez asil rûhunun enginlerinden, engin gönlünün derinliklerinden süzülüp gelen ve ilhamla buluşup akıl ve fikir imbiğinden geçtikten sonra, âdetâ gümüş tepsilerde, altın kadehlerle sunduğu bir duygu ve düşünce iksirini SIZI yazılarıyla bade niyetine okuyucuya sunuyor. </p>
<p>SIZI daha başlarken aşk adıyla, sizi karanlıktan aydınlığa, cimrilikten cömertliğe, yokluktan varlığa, renk cümbüşleri arasında özgürlüğün mavisine davet eder. Siz de bu davetin câzibesine kapılır gidersiniz. Sevdayı her yönüyle sağanak yağmurda kalmış bir insan gibi iliklerinizde duyar, “Gecenin yârin gözlerinde nasıl eridiğini” hissedersiniz âdeta. Bu sevgili öyle bir sevgilidir ki ne yerde ne gökte bulabilirsiniz emsâlini. O, güzeller güzeli, güçlüler güçlüsüdür ve gerçekten sevilmeye lâyık olandır. O, gerçek bir’dir, eşi ve ortağı olmayandır, mükemmeldir. </p>
<p>SIZI, kitapçılarda sizleri bekliyor.</p>
<p>Yayın Yılı: 2012<br />
118 sayfa<br />
Kitap Kağıdı<br />
13,5&#215;21 cm<br />
Karton Kapak<br />
ISBN:6055577933<br />
Dili: TÜRKÇE<br />
Liste Fiyatı: 7,00  TL.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.net/sizi-sergul-vural-706.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>On Üçüncü Gün &#8211; Selim TUNÇBİLEK</title>
		<link>http://www.turkcesi.net/on-ucuncu-gun-selim-tuncbilek-702.html</link>
		<comments>http://www.turkcesi.net/on-ucuncu-gun-selim-tuncbilek-702.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Apr 2012 00:22:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KİTAPLAR - DERGİLER]]></category>
		<category><![CDATA[On Üçüncü Gün - Selim TUNÇBİLEK]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.net/?p=702</guid>
		<description><![CDATA[1980 darbesinden yola çıkılarak insanlığın zulüm karşısındaki tutumuna yönelik eleştirel şiirler. Dağlıca’da Han tepede Hangi tepede Ekmeğime kan damlamaz ki İhanet iki ucu keskin bıçak Sımsıkı sarıldığım Serime yastık yaptığım Sırtıma döşek Üstünde uyuyamadığım Elif Lam Mim Bismillahirrahmanirrahim ‘evlad-ı Fatihanık’ ‘Bi hatayık’ ‘Mehmedık’ Zulüm hep zulümdür Zulüm ki; Her yerde zulümdür On Üçüncü Gün Selim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.turkcesi.net/on-ucuncu-gun-selim-tuncbilek-702.html/13gun" rel="attachment wp-att-703"><img src="http://www.turkcesi.net/wp-content/uploads/2012/04/13gün.jpg" alt="13gün On Üçüncü Gün   Selim TUNÇBİLEK" title="13gün" width="264" height="387" class="alignleft size-full wp-image-703" /></a>1980 darbesinden yola çıkılarak insanlığın zulüm karşısındaki tutumuna yönelik eleştirel şiirler. </p>
<p>Dağlıca’da<br />
Han tepede<br />
Hangi tepede<br />
Ekmeğime kan damlamaz ki<br />
İhanet iki ucu keskin bıçak<br />
Sımsıkı sarıldığım<br />
Serime yastık yaptığım<br />
Sırtıma döşek<br />
Üstünde uyuyamadığım<br />
Elif Lam Mim<br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
‘evlad-ı Fatihanık’<br />
‘Bi hatayık’<br />
‘Mehmedık’<br />
Zulüm hep zulümdür<br />
Zulüm ki; Her yerde zulümdür</p>
<p>On Üçüncü Gün</p>
<p>Selim TUNÇBİLEK</p>
<p>Üretici : Şiir Vakti Yayıncılık<br />
Fiyat : 5 TL (KDV Dahil)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.net/on-ucuncu-gun-selim-tuncbilek-702.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Poetika Rubâîleri &#8211; Bekir OĞUZBAŞARAN</title>
		<link>http://www.turkcesi.net/poetika-rubaileri-bekir-oguzbasaran-697.html</link>
		<comments>http://www.turkcesi.net/poetika-rubaileri-bekir-oguzbasaran-697.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Mar 2012 21:56:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KİTAPLAR - DERGİLER]]></category>
		<category><![CDATA[Poetika Rubâîleri - Bekir OĞUZBAŞARAN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.net/?p=697</guid>
		<description><![CDATA[Poetika; şiirle ilgili her şey demek… Mensuru olur da manzumu olmaz mı? Daha önce Bir Gül Düştü adlı şiir kitabı ile Kültür ve Edebiyatımızdan Manzum Portreler, Rubâiyyât-ı Oğuz ve Geleneğin İzinde isimli üç rubai kitabı yayınlayan şairimiz, Poetika Rubâîleri&#8217;nde şiir sanatına dair yazdığı yüz bir rubai ile bu nazım şekli ve şiir türüne yeni açılımlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.turkcesi.net/poetika-rubaileri-bekir-oguzbasaran-697.html/poetika" rel="attachment wp-att-698"><img src="http://www.turkcesi.net/wp-content/uploads/2012/03/poetika.jpg" alt="poetika Poetika Rubâîleri   Bekir OĞUZBAŞARAN" title="poetika" width="250" height="435" class="alignleft size-full wp-image-698" /></a>Poetika; şiirle ilgili her şey demek… Mensuru olur da manzumu olmaz mı?</p>
<p>Daha önce Bir Gül Düştü adlı şiir kitabı ile Kültür ve Edebiyatımızdan Manzum Portreler, Rubâiyyât-ı Oğuz ve Geleneğin İzinde isimli üç rubai kitabı yayınlayan şairimiz, Poetika Rubâîleri&#8217;nde şiir sanatına dair yazdığı yüz bir rubai ile bu nazım şekli ve şiir türüne yeni açılımlar kazandırmaya çalışıyor.</p>
<p>Bu alanda Türk ve Dünya Edebiyatlarında münferit bazı örnekler (Art Poetikler) bulunsa bile kitap bütünlüğünde böyle bir çalışma var mıdır, bilmiyoruz.</p>
<p>Bekir Oğuzbaşaran&#8217;ın dördüncü rubai kitabı olan bu eseri de zevkle okuyacağınızı umuyoruz.</p>
<p>Yazar:Bekir Oğuzbaşaran</p>
<p>Sayfa Sayısı: 112<br />
Dili: Türkçe<br />
Yayınevi: Romantik Kitap</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.net/poetika-rubaileri-bekir-oguzbasaran-697.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hüzün ve Sağanak &#8211; İsa YAR</title>
		<link>http://www.turkcesi.net/huzun-ve-saganak-isa-yar-686.html</link>
		<comments>http://www.turkcesi.net/huzun-ve-saganak-isa-yar-686.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Mar 2012 18:10:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KİTAPLAR - DERGİLER]]></category>
		<category><![CDATA[Hüzün ve Sağanak - İsa YAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.net/?p=686</guid>
		<description><![CDATA[Görse yâri ah bu gönül, o an bahtiyâr olur. Şâir odur ki genç ölür, sanma ihtiyar olur. Hüzün bizim, hasret bizim, payımıza gâm düşer; Kervan göçer, çekip gider, kalan İsa Yar olur&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.turkcesi.net/huzun-ve-saganak-isa-yar-686.html/huzun-vakti" rel="attachment wp-att-687"><img src="http://www.turkcesi.net/wp-content/uploads/2012/03/hüzün-vakti.jpg" alt="hüzün vakti Hüzün ve Sağanak   İsa YAR" title="hüzün" width="264" height="387" class="alignleft size-full wp-image-687" /></a><strong><strong>Görse yâri ah bu gönül, o an bahtiyâr olur.</p>
<p>Şâir odur ki genç ölür, sanma ihtiyar olur.</p>
<p>Hüzün bizim, hasret bizim, payımıza gâm düşer;</p>
<p>Kervan göçer, çekip gider, kalan İsa Yar olur&#8230;</strong></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.net/huzun-ve-saganak-isa-yar-686.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Saklı Sözler &#8211; İsa YAR</title>
		<link>http://www.turkcesi.net/sakli-sozler-isa-yar-682.html</link>
		<comments>http://www.turkcesi.net/sakli-sozler-isa-yar-682.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Mar 2012 18:08:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KİTAPLAR - DERGİLER]]></category>
		<category><![CDATA[Saklı Sözler - İsa YAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.net/?p=682</guid>
		<description><![CDATA[Günler geçiyor. Mevsimler, belki yıllar geçiyor. İstasyondan trenler, açıktan gemiler, yanımdan insanlar geçiyor. Her birinin içinden kim bilir neler geçiyor… Yakın uzak, hısım hasım, tenha kalabalık ne fark eder ki herkes yolunu kendi seçiyor. Seçtiğini zannediyor. Bir Mustafa Kutlu hikâyesindeyiz hepimiz; ne Kutlu tanır bizi, ne biz kendimizi… Her insan bir coğrafya! Zirve de içinde, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.turkcesi.net/sakli-sozler-isa-yar-682.html/sakli-sozler" rel="attachment wp-att-683"><img src="http://www.turkcesi.net/wp-content/uploads/2012/03/saklı-sözler.jpg" alt="saklı sözler Saklı Sözler   İsa YAR" title="saklı sözler" width="264" height="386" class="alignleft size-full wp-image-683" /></a>
<p style="text-align: center;">Günler geçiyor.<br />
Mevsimler, belki yıllar geçiyor.<br />
İstasyondan trenler, açıktan gemiler, yanımdan insanlar geçiyor.<br />
Her birinin içinden kim bilir neler geçiyor…<br />
Yakın uzak, hısım hasım, tenha kalabalık ne fark eder ki herkes yolunu kendi seçiyor. Seçtiğini zannediyor. Bir Mustafa Kutlu hikâyesindeyiz hepimiz; ne Kutlu tanır bizi, ne biz kendimizi…<br />
Her insan bir coğrafya! Zirve de içinde, çukur da…<br />
Hiçbir belgeselde göremedik iç insanı, hiçbir haritada çizilemedi içinin coğrafyası; kimyası damıtılamadı devasa laboratuarda, karekökünü hesaplayamadı Nobellik matematikçi… Filozof aklını yitirdi düşünmekten, psikanalist aynadaki yalana kandı. Bütün izm’ler yalandı. Kimi bile isteye aldandı, kimi gölgeyi gerçek sandı.<br />
Oysa coğrafyası insanın bir iç mekândı.<br />
İsa Yar</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.net/sakli-sozler-isa-yar-682.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yılmaz Öztuna vefat etti</title>
		<link>http://www.turkcesi.net/yilmaz-oztuna-vefat-etti-677.html</link>
		<comments>http://www.turkcesi.net/yilmaz-oztuna-vefat-etti-677.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 23:35:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[HABERİN TÜRKÇESİ]]></category>
		<category><![CDATA[Yılmaz Öztuna vefat etti.]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.net/?p=677</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye&#8217;nin önde gelen tarihçilerinden, gazetemiz başyazarı Dr. Yılmaz Öztuna vefat etti. Nefes darlığı ve solunum sistemi rahatsızlığı nedeniyle hafta sonunda Ankara Güven Hastanesi&#8217;nde tedavi altına alınan Öztuna, bugün sabaha karşı 82 yaşında Hak&#8217;ın rahmetine kavuştu. Yılmaz Öztuna, yarın Fatih Camii&#8217;nde cuma namazını müteakip kılınacak cenaze namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı&#8217;nda defnedilecek. 10 ŞUBAT İADE-İ İTİBAR YAPTIĞI [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.turkcesi.net/yilmaz-oztuna-vefat-etti-677.html/yilmazoztuna" rel="attachment wp-att-678"><img src="http://www.turkcesi.net/wp-content/uploads/2012/02/yilmazoztuna.jpg" alt="yilmazoztuna Yılmaz Öztuna vefat etti" title="yilmazoztuna" width="440" height="330" class="alignleft size-full wp-image-678" /></a>Türkiye&#8217;nin önde gelen tarihçilerinden, gazetemiz başyazarı Dr. Yılmaz Öztuna vefat etti. Nefes darlığı ve solunum sistemi rahatsızlığı nedeniyle hafta sonunda Ankara Güven Hastanesi&#8217;nde tedavi altına alınan Öztuna, bugün sabaha karşı 82 yaşında Hak&#8217;ın rahmetine kavuştu. </p>
<p>Yılmaz Öztuna, yarın Fatih Camii&#8217;nde cuma namazını müteakip kılınacak cenaze namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı&#8217;nda defnedilecek.</p>
<p>10 ŞUBAT İADE-İ İTİBAR YAPTIĞI SULTAN HAMİD&#8217;İN VEFAT YILDÖNÜMÜ<br />
Yılmaz Öztuna Sultan II. Abdülhamid&#8217;e iade-i itibar yapan, onun her kesim tarafından tanınmasını sağlayan tarihçi  olarak bilinir. Türk tarihini genç nesillere sevdiren pek çok eser kaleme alan Öztuna&#8217;nın defin tarihi olan 10 Şubat, aynı zamanda, iade-i itibar yaptığı Sultan Hamid&#8217;in de vefat yıldönümü.</p>
<p>YILMAZ ÖZTUNA KİMDİR?</p>
<p>İstanbul&#8217;da 20 Eylül 1930&#8242;da dünyaya gelen Dr. Öztuna, Türk Tarihçiliğine ilim adamı, düşünür, edip ve lider olarak mührünü bastı. Paris Üniversitesi Siyasî İlimler Enstitüsü&#8217;nde (Sciences Politiques), Sorbonne&#8217;da Fransız Medeniyeti (Civilisation Française) kısmında, Alliance Française&#8217;nin yüksek kısmında okuyan Öztuna, ilk makalesini on üç yaşında kaleme aldı, ilk kitabı ise on beş yaşında yayınlandı. 1969&#8242;da Adalet Partisi&#8217;nden Konya Milletvekili seçilen Öztuna, TRT Denetleme, Repertuar ve Eğitim kurulu üyeliği, Kültür Bakanlığı Bakan Başmüşavirliği, Millî Eğitim ve Kültür Bakanlıklarında çeşitli kurullarda başkan ve üyelik yaptı. 1974 &#8211; 80 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti resmi ansiklopedisi olarak çıkarılan Türk Ansiklopedisi&#8217;nin genel yayın müdürü olarak görev yaptı.1983&#8242;de MDP&#8217;nin kurucuları arasında yer alan Öztuna, tarihçiliği kadar müzikolog kişiliği ile de tanındı. İTÜ bünyesinde Türk Mûsikisi Konservatuarı&#8217;nın kurulmasını sağladı. Öztuna&#8217;nın televizyon programları ve yazıları ABD, Fransa ve Avusturya gibi ülkelerde yayınlandı. Kültür Bakanlığı&#8217;nın kurucuları arasında yer alan Öztuna, kamuoyuna &#8220;Büyük Türkiye&#8221;, &#8220;Osmanlı Cihan Devleti&#8221;, &#8220;Büyük Türk Hakanlığı&#8221; gibi tabirler kazandırdı. Türkiye&#8217;de Osmanlı tarihinin iadei itibarında etkisi büyük olan Öztuna, Ayasofya Hunkâr Mahfili&#8217;nin ibadete açılması, Topkapı Sarayı&#8217;nın Hırkâ-i Saâdet Dairesi&#8217;nde Kur&#8217;ân okunması, 1000 Temel Eser, Ankara Devlet Konser Salonunun ve İstanbul Atatürk Kültür Merkezi&#8217;nin Türk Mûsikîsi&#8217;ne açılması gibi zaman içerisinde gerçekleşen bir çok projeye ön ayak olmuştur.Türk Kara Kuvvetleri&#8217;nin ve Deniz Kuvvetleri&#8217;nin evvelce yanlış olarak kutlanan yıldönümlerini bugünkü doğru başlangıç tarihleri ile kutlanmasını sağlayan da yine Öztuna oldu. Evli ve iki çocuk babası olan Dr. Öztuna, 20 yılı aşkın bir zamandır Türkiye Gazetesi&#8217;nde &#8220;Durum&#8221; başlığı ile bay yazı kaleme aldı. Ayrıca haftalık olarak tarih sohbetleri gerçekleştirdi.</p>
<p>ÖZTUNA&#8217;NIN ESERLERİ<br />
Yayınlanmış çok sayıda eseri bulunan Öztuna&#8217;nın kitaplarından bazıları şöyle: &#8220;Bir darbenin anatomisi&#8221;, &#8220;Türk tarihinden yapraklar&#8221;, &#8220;Osmanlı Padişahlarının Hayat Hikayeleri&#8221;, &#8220;Türk tarihinden portreler&#8221;, &#8220;Tarih sohbetleri1-2-3&#8243;, &#8220;Osmanlı Devleti Tarihi 1-2&#8243;, &#8220;Tarih ve Politika Ansiklopedisi&#8221;, &#8220;Tanzimat Paşaları Ali ve Fuad Paşalar&#8221;, &#8220;Büyük Osmanlı Tarihi&#8221;, &#8220;Osmanlı Hareminde Üç Haseki Sultan&#8221;.</p>
<p>BiR DARBENiN ANATOMiSi</p>
<p>Yılmaz Öztuna bu kitabında 1876 askerî darbesini, Sultan Abdülaziz`in tahttan indirilmesive ölümü olayını, bütün detayları ile anlatıyor. Bütün o dönemin şahitlerinin ifadelerini naklediyor.</p>
<p>TÜRK TARİHİNDEN YAPRAKLAR</p>
<p>Türk Tarihinden Yapraklar, Yılmaz Öztuna`nın 1968`te İstanbul Radyosu`nda yaptığı konuşmalardan oluştu. Her konu, bir konuşmadır. 1969`da Millî Eğitim Bakanlığı`nın 1000 Temel Eser serisinin 11. kitabı olarak basılıp 20.000 tiraj bir haftada satıldı. 1992`de Millî Eğitim Bakanlığı`nca Türk Klasikleri serisine alındı ve bu serinin 17. kitabı olarak basıldı. Şimdiye kadar 5 baskıda 58.000 tiraj yapan Türk Tarihinden Yapraklar artık klasiklerimiz arasına girmiş bulunuyor. Osmanlı ağırlıklı olmak üzere 2.200 yıllık tarihimiz içinde tam bir gezintidir.</p>
<p>OSMANLI PADİŞAHLARININ HAYAT HİKAYELERİ</p>
<p>Osmanlı Padişahlarının Hayat Hikâyeleri, Yılmaz Öztuna`nın klasikleşmiş kitaplarından biridir. Nesiller tarafından ilgiyle okundu. Bu kitaba dayanılarak senaryolar, piyesler yazıldı, filmler çekildi. 12 Osmanlı hâkan-halîfesinin kronolojik olarak hayatlarından kesitler veren bu eser, Osmanlı tarihinin en çarpıcı taraflarını vurguladı. Konuşmalar, o çağların Türkçe`si ile yazıldı. Olaylar, çok duru ve klasik bir dille tasvir edildi.</p>
<p>TÜRK TARİHİNDEN PORTRELER</p>
<p>Biyografi, tarihçinin edebiyata yaklaşabilme yeteneği ile orantılı bir türdür diyen yazar,  aynı zamanda biyografiyi edebiyatın bir türü olarak da tarif ediyor. Kitaptaki biyografiler, hayatları ve kişilikleri anlatılan şahsiyetlerin doğum sırasına göre kronolojik şekillerde anlatılmış. En yaşlıları Bumın Kağan, en gençleri Turgut Özal olmak üzere… Yılmaz Öztuna hayatta olan kişileri de kitabına almaktan kaçınmış. Daha mütevazi çapta tanıttığı şahsiyetler sadece Türk büyükleri ve Türk dâhileri değil, Türk`e çok zarar vermiş birkaç kişi de kitapta anlatılanlar arasında.  Yazar, &#8220;Hiç unutulmasın, tarihin küçükleri de, tarihin büyükleri derecesinde milletlerin hayatını ve geleceğini şiddetle etkilemişlerdir&#8221;  sözleriyle anlatıyor kitabını&#8230; </p>
<p>TARİH SOHBETLERİ I, II, III</p>
<p>Biz bir cihan imparatorluğunun varisleriyiz. Geleceğimize dair görüşler ileri sürer, programlar yaparken geçmişteki bu muazzam siyasî ve medenî tecrübelerimizden sonuna kadar istifade etmek bizim en tabiî hakkımızdır. Millet ve devlet olarak misyonumuzu belirlemekte en sağlam ölçüyü de böyle bir tarih şuuru ile getirebiliriz. Bu itibarla aydınlarımızın ve gençlerimizin kendi tarihleri hakkında muhtelif cihetlerden bilgi edinebilecekleri eserlere ihtiyaç duydukları muhakkaktır.Ötüken, işte bu mülahazalarla, Türk tarih ve mûsıkîsine yaptığı değerli hizmetler ve verdiği kıymetli eserlerle haklı bir şöhret kazanan değerli yazar Yılmaz Öztuna`nın “Tarih Sohbetleri”ni üç cilt halinde sunmaktan şeref duyar.</p>
<p>Türkiye / 09 Şubat 2012</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.net/yilmaz-oztuna-vefat-etti-677.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Stratejik ihale Fransız firmasına</title>
		<link>http://www.turkcesi.net/stratejik-ihale-fransiz-firmasina-668.html</link>
		<comments>http://www.turkcesi.net/stratejik-ihale-fransiz-firmasina-668.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Jan 2012 21:34:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[HABERİN TÜRKÇESİ]]></category>
		<category><![CDATA[Stratejik ihale Fransız firmasına]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.net/?p=668</guid>
		<description><![CDATA[Fransa Senatosu&#8217;nun, inkâr yasasını kabul etmesinin ardından Türkiye&#8217;nin tavrı merak edilirken, en stratejik ihalelerden biri Fransız devlet şirketine verildi. Süreç sessiz sedasız devam ederken, sözleşmenin önümüzdeki günlerde imzalanacağı öğrenildi. Fransız Ulusal Meclisi ile Cumhurbaşkanlığı&#8217;nın da ana hissedar olduğu Gemalto şirketinin e-pasaport çipleri için geliştirdiği sistemin güvenilir olmadığı, ABD&#8217;de yapılan uluslararası bir konferansta ispatlanmıştı. Söz konusu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.turkcesi.net/stratejik-ihale-fransiz-firmasina-668.html/pasaport1-1" rel="attachment wp-att-669"><img src="http://www.turkcesi.net/wp-content/uploads/2012/01/pasaport1-1.jpg" alt="pasaport1 1 Stratejik ihale Fransız firmasına" title="pasaport1 (1)" width="343" height="257" class="alignleft size-full wp-image-669" /></a>Fransa Senatosu&#8217;nun, inkâr yasasını kabul etmesinin ardından Türkiye&#8217;nin tavrı merak edilirken, en stratejik ihalelerden biri Fransız devlet şirketine verildi.<br />
Süreç sessiz sedasız devam ederken, sözleşmenin önümüzdeki günlerde imzalanacağı öğrenildi. Fransız Ulusal Meclisi ile Cumhurbaşkanlığı&#8217;nın da ana hissedar olduğu Gemalto şirketinin e-pasaport çipleri için geliştirdiği sistemin güvenilir olmadığı, ABD&#8217;de yapılan uluslararası bir konferansta ispatlanmıştı.</p>
<p>Söz konusu ihaleyle ilgili süreç şöyle gelişti: Elektronik pasaport projesinin yürütülmesinde iki adım bulunuyor. Bunlardan ilki boş pasaport kitapçıklarının üretilmesi, diğeri bu kitapçıkların pasaport haline getirilmesi, kişi bilgilerinin ve fotoğraflarının girilmesi. Kitapçıkların üretilmesi aşaması, arka kapaklara çip (yonga) yerleştirilmesini de içerdiği için stratejik öneme sahip. Bu işlem, Darphane Genel Müdürlüğü tarafından ihale yoluyla yapılıyor. Üretimi, 2005 yılından bugüne kadar Malezya firması IRIS ile Türk ortağı Kunt sağlıyordu. 22 Aralık 2011 tarihinde yeni ihale açıldı. 12 Ocak 2012&#8242;de açıklanan sonuçlara göre, 5 teklif arasından Fransız Gemalto firması birinci oldu. İhale sonuçlarına itirazların ardından değişiklik olmazsa sözleşme imzalanacak. Firma, 5 milyon adet çipli kapak üretimi karşılığında yaklaşık 7,7 milyon Euro alacak.</p>
<p>Teknik şartnamede, önerilecek çipin dışarıdan müdahaleye karşı koruma sağlaması (hack edilememesi) isteniyor. Fakat Gemalto&#8217;nun önerdiği proje, bu şartı taşımıyor. İhaleyi kazanan firma, &#8216;Infineon SLE 66 serisi&#8217; çip teklif etti. Bu çipin güvenlik zaafı olduğu 2010 yılında ortaya konuldu.</p>
<p>Zaman Gazetesi&#8217;nin haberine göre, çipin şifresinin kırıldığı açıklandı. İki ihaleden birincisi, kitapçıkların üretimi safhasıyla ilgili, diğeri ise pasaportların kişiselleştirilmesiyle. Satın alma işlemi ile yetkili olan Dışişleri Bakanlığı, sistemi herhangi bir ihale mevzuatına tabi olmadan doğrudan teklif yoluyla yine Fransız Gemalto firması ile ilişkili Türk şirketi Proline&#8217;a verdi. Proline, Gemalto&#8217;nun yazılımlarını kullanıyor. Gemalto, ilginç bağlantıları ile dikkat çeken bir şirket. Ana hissedarı Fond Strategique d&#8217;Investissement (FSI) isimli bir kamu kuruluşu. 160 milyon Euro&#8217;luk yüzde 8,4&#8242;lük &#8216;bir numaralı&#8217; hissenin sahibi. FSI&#8217;nın hisselerinin yüzde 51&#8242;i, &#8216;inkâr yasasını&#8217; onaylayan Fransız Ulusal Meclisi&#8217;nin kontrolü altındaki kamu bankası CDC&#8217;nin. Geriye kalan yüzde 49 ise direkt Fransa Cumhurbaşkanlığı&#8217;nın kontrolünde. Avrupa&#8217;nın değişik ülkelerinde halka açık işlem gören şirketin web sitesinde, bu bilgiler açık olarak yer alıyor. Aynı şekilde Gemalto firmasının 2010 yılı faaliyet kitapçığında da bu bilgileri doğrulayan veriler yer alıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.net/stratejik-ihale-fransiz-firmasina-668.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KKTC&#8217;nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş vefat etti</title>
		<link>http://www.turkcesi.net/kktcnin-kurucu-cumhurbaskani-rauf-denktas-vefat-etti-663.html</link>
		<comments>http://www.turkcesi.net/kktcnin-kurucu-cumhurbaskani-rauf-denktas-vefat-etti-663.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Jan 2012 21:03:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[HABERİN TÜRKÇESİ]]></category>
		<category><![CDATA[KKTC'nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş vefat etti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.net/?p=663</guid>
		<description><![CDATA[Yakındoğu Üniversitesi Hastanesinin yoğun bakım servisinde 9 Ocak Pazar gününden bu yana tedavi gören KKTC&#8217;nin 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, vefat etti. ÖMRÜNÜ KIBRIS&#8217;A ADADI Ömrünü Kıbrıs davasına ve Kıbrıs Türklerinin devlet sahibi olmasına adayan Denktaş, 27 Ocak 1924 tarihinde, bugün Kıbrıs Rum kesimi sınırları içinde bulunan Baf bölgesinde doğdu. 1,5 yaşındayken annesini kaybeden Denktaş, Hakim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.turkcesi.net/kktcnin-kurucu-cumhurbaskani-rauf-denktas-vefat-etti-663.html/rauf_denktas" rel="attachment wp-att-664"><img src="http://www.turkcesi.net/wp-content/uploads/2012/01/rauf_denktas.jpg" alt="rauf denktas KKTCnin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş vefat etti" title="rauf_denktas" width="463" height="290" class="alignleft size-full wp-image-664" /></a><em><strong>Yakındoğu Üniversitesi Hastanesinin yoğun bakım servisinde 9 Ocak Pazar gününden bu yana tedavi gören KKTC&#8217;nin 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, vefat etti.</strong></em></p>
<p><strong>ÖMRÜNÜ KIBRIS&#8217;A ADADI</strong></p>
<p>Ömrünü Kıbrıs davasına ve Kıbrıs Türklerinin devlet sahibi olmasına adayan Denktaş, 27 Ocak 1924 tarihinde, bugün Kıbrıs Rum kesimi sınırları içinde bulunan Baf bölgesinde doğdu.</p>
<p>1,5 yaşındayken annesini kaybeden Denktaş, Hakim Mehmet Raif Bey&#8217;in en küçük oğlu. Anneannesi ve babaannesi tarafından büyütülen Denktaş, 1930 yılında eğitim için İstanbul&#8217;a gönderildi.</p>
<p>Arnavutköy&#8217;de ilkokuldan liseye kadar eğitim veren Fevzi Ati Lisesi&#8217;nde yatılı okumaya başlayan Denktaş, ortaokuldan sonra Kıbrıs&#8217;a döndü ve liseyi Kıbrıs&#8217;ta bitirdi.</p>
<p>Denktaş, 1941&#8242;de Lefkoşa İngiliz Okulundan mezun olduktan sonra Mağusa&#8217;da tercümanlık, mahkemede memuriyet, sonra bir yıl da İngiliz Okulunda öğretmenlik yaptı.</p>
<p>1944&#8242;te British Council&#8217;dan burslu olarak İngiltere&#8217;de hukuk tahsili yapan ve 1947 yılında Lincoln&#8217;s Inn&#8217;den mezun olan Denktaş, aynı yıl Kıbrıs&#8217;a dönüp avukatlığa başladı.</p>
<p>1949 yılı yaz aylarında savcılık yapmaya başlayan Denktaş, aynı yıl Aydın Hanım&#8217;la evlendi.</p>
<p>Denktaş, 27 Kasım 1948 tarihinde Kıbrıs Türklerinin düzenlediği ilk mitingde Dr. Fazıl Küçük ile beraber hatiplik yaptı. 1942 yılında Dr. Fazıl Küçük&#8217;ün yayımlamaya başladığı Halkın Sesi gazetesinde, babasından ve onun milliyetçi, Atatürkçü arkadaşlarından işiterek öğrendiği &#8220;Türk Haklarının İngilizler tarafından gasbedildiği&#8221; konularının ele alındığını gören Denktaş, Dr. Küçük&#8217;le tanışarak, Halkın Sesi&#8217;nde imzalı veya imzasız, bazen Akın Yılmaz adı altında yazılar yazmaya başladı. Bu ilişki Denktaş&#8217;ın Londra&#8217;da tahsil yıllarında da devam etti. Denktaş, Ada&#8217;ya döndükten sonra lider Dr. Küçük&#8217;ün yanında yakın bir dost ve gerektiğinde danışman olarak çalıştı.</p>
<p>Denktaş, 1948 yılında zamanın Kıbrıs Valisi tarafından kurulan Anayasa Konseyi&#8217;nde üye olarak çalıştı. Rum kilisesinin baskısı altında Konsey&#8217;e katılan Komünist Akel Partisi Konsey&#8217;den çekilince Meclis kapatıldı. Türk temsilcilerin ısrarlı talepleri sonucu Hakim Mehmet Zeka Bey&#8217;in başkanlığında &#8220;Türk İşleri Komisyonu&#8221; kuruldu, Rauf Denktaş bu komisyonda da çalışarak, İngiliz Müstemleke İdaresi&#8217;nin gasbettiği hakların iadesi için bir raporun hazırlanmasında nazım rol oynadı. Hükümetin kabul ettiği bu raporda öngörülen yasaların yapılabilmesi için Başsavcılığa görev verildi, ancak Başsavcılıkta bir Türk savcı yoktu. Liderliğin talebi üzerine 1949&#8242;da Denktaş Hukuk Bürosundan ayrıldı ve az maaşla savcı yardımcısı oldu.</p>
<p>Birkaç yıl içinde tamamlanması gereken yasalarla ilgili çalışmalar 1954 yılına kadar uzadı. Bu arada Denktaş Savcılığa terfi etti. 1954&#8242;te Kıbrıs&#8217;ta yeraltı örgütünü kuracak olan bazı kişiler, Yunanistan&#8217;dan Ada&#8217;ya gizlice girerken yakalandı. Bunların takibi ve yargıya havalesiyle Denktaş&#8217;ın görevi daha da önem kazandı. 1957 sonunda İngilizlerin Ada&#8217;yı 5-10 yıl içinde Yunanistan&#8217;a devredeceğini gören Denktaş, Savcılıktan istifa ederek, Dr. Küçük&#8217;ün yanında fiili rolünü aldı.</p>
<p>Hükümetteki görevinden istifa ettikten sonra toplum problemlerinde daha aktif rol oynamaya başlayan Denktaş, 1957 sonlarında Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu Başkanlığına seçildi. Aynı yıl Rumların Atina&#8217;dan sevk ve idare edilen EOKA yeraltı teşkilatının saldırıları karşısında etkin bir kuruluşa olan ihtiyacı gören Denktaş, iki arkadaşı ile Kasım 1957&#8242;de Türk Mukavemet Teşkilatını (TMT) kurdu. Bu teşkilat o güne kadar var olan Volkan Teşkilatı&#8217;nın yerini aldı ve kısa bir zaman içinde, Denktaş&#8217;ın ısrarlı talepleri sonucu olarak Türkiye&#8217;nin uzman kişileri tarafından EOKA&#8217;ya cevap verebilecek etkin bir Mukavemet Teşkilatı haline getirildi.</p>
<p>Halkın Sesi gazetesinin haftalık İngilizce nüshasının hazırlanmasında da önemli rol oynayan Rauf Denktaş, 1958&#8242;de büyük ölçüde artan EOKA saldırıları karşısında Türk Mukavemetinin etkili şekilde görev yapmasını sağladı. TMT&#8217;nin yayın organı olan Nacak gazetesi Denktaş&#8217;ın gazetesiymiş görüntüsü içinde Kıbrıs Türklerine yön gösterdi, mukavemet telkin etti. Nacak&#8217;ın son yazı işleri sorumlusu da Alper Faik Genç idi. Türk Hükümetinin, bir ayda yüze yaklaşan Türk kayıpları karşısında kararlı çıkışı ve aynı yıl Birleşmiş Milletler Genel Kurulu&#8217;nda rahmetli Fatin Rüştü Zorlu&#8217;nun Yunanlı karşıtı Averof&#8217;u mağlup etmesi sonucu Yunanlılar Kıbrıs&#8217;ta eşit şartlarda bir ortaklık Cumhuriyeti kurulmasına razı olmuş göründüler. Dr. Küçük ve Rauf Denktaş bu genel kurul toplantısında kulis faaliyeti yaptılar. 1959&#8242;da Zürih Anlaşması&#8217;nın hazırlanmasında Rauf Denktaş&#8217;ın perde arkasında etkin rolü oldu. Türkiye&#8217;nin garantisinin 650 kişilik bir alayla &#8220;etkin ve fiili&#8221; bir duruma getirilmesi Denktaş&#8217;ın ısrarı ve Dr. Küçük&#8217;ün de onu desteklemesiyle mümkün olmuştur.</p>
<p>Aynı yıl Londra Konferansı&#8217;na katılan Türk heyetinde de yerini alan Denktaş&#8217;ın Fatin Rüştü Zorlu&#8217;ya &#8220;Makarios bu anlaşmaları er geç yıkacak ve Enosis yoluna çıkacaktır. Burada bir rol oynamaktadır. İleride bu anlaşmaların kendisine zorla kabul ettirildiğini savunarak ortaklığı bozacaktır&#8221; mealindeki değerlendirmesi, ne yazık ki ortaklık Devletinin kuruluşu ile gerçekleşmiş ve 1963&#8242;de Kıbrıs&#8217;ta Enosis uğruna tedhiş yeniden başladı.</p>
<p><strong>GİZLİCE ADAYA GİRERKEN TUTUKLANDI</strong></p>
<p>16 Ağustos 1960 tarihinde 650 kişilik Türk Alayı Magosa Limanı&#8217;na ayak bastı. 1963 olaylarından sonra Denktaş temaslarda bulunmak üzere Ankara&#8217;ya gitti. Temaslarını tamamlayan Denktaş, bir sandalla Kıbrıs&#8217;a geçti ve Türk direnişini örgütlemeye başladı.</p>
<p>1964 Londra Konferansı&#8217;ndan sonra Makarios tarafından &#8221;istenmeyen adam&#8221; ilan edilen Denktaş&#8217;ın Kıbrıs&#8217;a girmesi yasaklandı. Gizlice Erenköy&#8217;e çıkarak savaşa katılan Denktaş, 1967&#8242;de Ada&#8217;ya gizlice girerken tutuklandı, yoğun girişimler sonucu Türkiye&#8217;ye geri verildi.</p>
<p>1968&#8242;de Ada&#8217;ya giriş yasağı kaldırıldığından Kıbrıs&#8217;a dönen Denktaş, 1970 seçimlerinde Türk Cemaat Meclisi Başkanlığına seçildi, 28 Şubat 1973&#8242;e kadar Kıbrıs Cumhurbaşkanı Muavini ve Kıbrıs Türk Yönetim Başkanı seçildi.</p>
<p>13 Şubat 1975&#8242;te Kıbrıs Türk Federe Devleti&#8217;nin ilanından sonra devlet ve meclis başkanı görevlerini de yürüten Denktaş, anayasa uyarınca 1976&#8242;da yapılan ilk genel seçimlerde devlet başkanlığına seçildi.</p>
<p>Denktaş, 1981 yılında ikinci kez devlet başkanı oldu. 15 Kasım 1983&#8242;de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ilan edildi.</p>
<p>22 Nisan 1990&#8242;da yapılan erken seçimde ikinci kez cumhurbaşkanı seçilen Denktaş, 1995&#8242;teki seçimlerde de cumhurbaşkanı oldu.</p>
<p><strong>4 RUM LİDERLE GÖRÜŞTÜ</strong></p>
<p>Kıbrıs sorununun çözümü için 1968&#8242;de Glafkos Klerides ile ilk kez Beyrut&#8217;ta müzakerelere başlayan Denktaş, eski Rum liderler Spiros Kiprianu, Yorgos Vasiliu, Glafkos Klerides ve Tasos Papadopulos ile yıllardır müzakere etti.</p>
<p>2002&#8242;de sunulan ve Annan Planı olarak bilinen BM çözüm planına, &#8221;Türk askerini Ada&#8217;dan çıkaracağı ve Türkleri azınlık durumuna düşüreceği, devleti ortadan kaldıracağı&#8221; savıyla karşı çıkarak &#8221;hayır&#8221; kampanyası yürüten Denktaş, 17 Nisan 2005&#8242;te yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmadı.</p>
<p>Denktaş, Annan Planı sürecinde Avrupa Birliği (AB) üyeliğiyle yaşanan tartışmalarda, &#8221;Türkiye olmadan cennete bile girmem&#8221; demişti.</p>
<p>Rauf Denktaş, 24 Nisan 2005&#8242;te, Annan Planı referandumun 1. yıl dönümünde, görevi 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat&#8217;a devretti.</p>
<p>Denktaş, cumhurbaşkanlığından ayrılmasının ardından, çalışmalarını, Lefkoşa&#8217;daki çalışma ofisinde sürdürdü.</p>
<p>Fotoğraf çekme merakıyla da bilinen Denktaş&#8217;ın onlarca yayımlanmış kitabı bulunuyor. Denktaş&#8217;a çok sayıda üniversiteden fahri doktora unvanı da verildi.</p>
<p><strong>24 MAYIS 2011&#8242;DE RAHATSIZLANDI</strong></p>
<p>24 Mayıs&#8217;ta beyin kanaması geçiren ve sol tarafı felç olan Denktaş, 29 Ekim&#8217;de hastaneden taburcu edildikten sonra ilk kez 15 Aralık 2011&#8242;de evinden dışarı çıktı. Havanın da güzel olmasından yararlanarak ilk kez evinden çıkan Denktaş, &#8221;Benim için &#8216;ölüyor&#8217; dediler, dışarı çıktım&#8221; dedi.</p>
<p>Denktaş, Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi&#8217;ndeki tedavisinin ardından rehabilitasyon süreci için 8 Temmuz&#8217;da Ankara&#8217;ya, Genelkurmay Başkanlığı Rehabilitasyon Merkezi&#8217;ne götürüldü.</p>
<p>Rauf Denktaş&#8217;ın tedavisine Ankara&#8217;da Gülhane Askeri Tıp Akademisi&#8217;nde (GATA) devam edildi. Beyinle kafatası arasındaki kan birikiminin boşaltılması için 25 Ağustos&#8217;ta ameliyat edilen Denktaş, 30 Ağustos&#8217;ta da KKTC&#8217;ye, YDÜ Hastanesi&#8217;ne getirildi.</p>
<p>Denktaş, beyinle kafatası arasındaki kan birikiminin artması nedeniyle 5 Eylül&#8217;de YDÜ Hastanesi&#8217;nde yeniden ameliyat edildi.</p>
<p>29 Ekim 2011&#8242;de taburcu edilen Denktaş, 8 Ocak 2012 gecesi, su kaybı nedeniyle YDÜ Hastanesi&#8217;ne yeniden kaldırıldı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.net/kktcnin-kurucu-cumhurbaskani-rauf-denktas-vefat-etti-663.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yusuf BİLGE</title>
		<link>http://www.turkcesi.net/yusuf-bilge-4-658.html</link>
		<comments>http://www.turkcesi.net/yusuf-bilge-4-658.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Sep 2011 18:59:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[YAZILAR - ŞİİRLER]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf BİLGE]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.net/?p=658</guid>
		<description><![CDATA[Acı kaybımız, Kırımlı Yazar, Saygıdeğer Cengiz Dağcı’nın “Yansılar”ından yansımalarla ölümsüz anısına armağanımdır. YETİM ÇAĞRI Sığ ve saydam sulardan aynama yansıttığım, Buğulu bir yüreğin sıradan öyküsünde, Hüzünle çiçeklendi, sayısız âh çekişler; Kaçamak bakışların zıt renkler cümbüşünde, Göz göze yakalandı can söken serzenişler&#8230; Şartlanmış dimağlarla didiştim yıllar boyu; Kim açmıştı pandora kutusunu görmedim; İçimde bağdaş kurup oturan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.turkcesi.net/yusuf-bilge-4-658.html/yusufbilge1-2" rel="attachment wp-att-659"><img src="http://www.turkcesi.net/wp-content/uploads/2011/09/yusufbilge11.png" alt="yusufbilge11 Yusuf BİLGE" title="yusufbilge1" width="92" height="104" class="alignleft size-full wp-image-659" /></a>Acı kaybımız, Kırımlı Yazar, Saygıdeğer Cengiz Dağcı’nın<br />
“Yansılar”ından yansımalarla ölümsüz anısına<br />
armağanımdır. </p>
<p>YETİM ÇAĞRI</p>
<p>Sığ ve saydam sulardan aynama yansıttığım,<br />
Buğulu bir yüreğin sıradan öyküsünde,<br />
Hüzünle çiçeklendi, sayısız âh çekişler;<br />
Kaçamak bakışların zıt renkler cümbüşünde,<br />
Göz göze yakalandı can söken serzenişler&#8230; </p>
<p>Şartlanmış dimağlarla didiştim yıllar boyu;<br />
Kim açmıştı pandora kutusunu görmedim;<br />
İçimde bağdaş kurup oturan sorgucuyu,<br />
Öfke taşkınlarında bile dile vermedim;<br />
Ayıklanmış imgelere yükledim saf kuşkuyu. </p>
<p>Kilitlendi hafızam, anılarım da mahpus;<br />
İşkence gurbetinde dingin hasretlerdeyim;<br />
Katkısız sevdâların gömüldüğü yerdeyim;<br />
Mirasyedi bir neslin ar damarıyla suspus,<br />
Ölümcül bakışlarla taramaktayım göğü,<br />
Kesilen son çınarın bende saklı kütüğü. </p>
<p>Belki havada rüzgâr, denizde bir damla su<br />
Ya da toprak annenin bağrındaki sızıyım;<br />
İple çektim kör kuyulardan bu çatık kaşları,<br />
Alnımdaki yalazı taşa çalsan razıyım,<br />
Razıyım, örsünde dövsen de yer çekimli başları !.. </p>
<p>Herkese ve her şeye kapanan derinlerde,<br />
Nasıl da güme gitmiş umutlarımız anla!<br />
Anla, hayatımıza vurulan kördüğümü!<br />
Çektiğim bunca zulmü düşünmesen de olur,<br />
Amma bir akşam mutlaka seyretmelisin,<br />
Kocatepenin oklanmış bulutlarında,<br />
Yetim kurt balasının bakışlarıyla<br />
Acı acı güldüğümü ! .. </p>
<p>Elbet, bu gönül kıtlığında teklensem de çok olmaz;<br />
Böyle özgürsem şayet, yalnızlıklar yük olmaz;<br />
Ömrümün tüm çilesiyle bilinçaltına çektiğim,<br />
İçten içe ağlatan bu derbeder suskunluk<br />
Çıkmaz süreçlerin sanal yarınlarında<br />
İki yanı uçurum yar başı beklemekse,<br />
Tohumca kök salarım avuntusuyla<br />
Çürümekse bir başına, pir yaşına,<br />
Buysa, buysa eğer olgunluk,<br />
Yetişir ! .. </p>
<p>Yetişir eyy dost !..?<br />
Yetişir eyy can !..?<br />
Yetiş, eyy benim ölümüne meydan okuyan<br />
Deli Dumrul yanım! </p>
<p> En yalın, en belirgin hem de dolu dizgince,<br />
Yıldırım yüklü kavgalarla geri gelebilirsin!<br />
Yalan yanlış ve bizsiz dönen kürreyi-arzı,<br />
Sudan gerekçelerle teslim alabilirsin !..? </p>
<p> Ceviz yeşili asmaların<br />
Gümüşe dönen burukluğundan,<br />
Bakır çalığı dudakların<br />
Korlanmış gülüşlerinden,<br />
Defne dallarıyla bezekli çitlerin<br />
Böğürtlen sarmış izbe kuytularından,<br />
Ahı gitmiş vahı kalmış uygarlıkların,<br />
Bunalım çağlarını kollayan cilvelerinden<br />
Ve kendine yabancı sevgiler aramaktan<br />
Vazgeçebilirsin !.. </p>
<p> Yer yarılmış, yerin dibine batmış da olsan,<br />
Yüreğine çöken karabasanlara boş vererek,<br />
Dostunu, düşmanını tek tek seçebilirsin ! </p>
<p>Cennet emsal yurdumun kavruk insanlarından,<br />
Ödünç aldığım gözlerle ve onduran bir nazarla,<br />
Su verilmiş, çeliklenmiş, bilenmiş kılıçların,<br />
Işıldayan keskinliğinde,<br />
Bir ufuktan diğerine,<br />
Asena’ca ya da Börteçine’ce,<br />
Sen de, sen de bakabilirsin !.. </p>
<p>Ural &#8211; Altay Dağları’nın<br />
Bulutları delen karlı doruklarından getirdiğim<br />
Benliğine tercüman boynu bükük çağrılarla<br />
Ve yurduna ölesiye sevdalı bir Aksakalın<br />
“Yansı”larından yansımalarla<br />
Işık kanatlar takıp yıldızlara uçabilirsin ! </p>
<p> Damarlarında mevcut soylu gönül gücünle<br />
Bugünün ve yarınların altın nesillerine,<br />
Çağlar açabilirsin ! </p>
<p>Evet,<br />
Bütün bunları yapabilirsin !..<br />
Yapabilirim,<br />
Yapabiliriz !..</p>
<p>YUSUF  BİLGE</p>
<p>Şiirin Hikayesi</p>
<p>Bu şiir Kırımlı Yazar Cengiz Dağcı hayatta iken O&#8217;nun Yansılar isimli deneme serisinin bende uyandırmış olduğu çağrışımlar ve yansımalarla kaleme alınmıştı&#8230; </p>
<p>&#8220;Bize Tatar diyorlar. Çerkez, Kazak, Türkmen, Azeri, Karakalpak, Çeçen, Uygur, Kabudi, Başkırt, Kırgız diyorlar. Bunlar hep yalan. Deniz parçalanamaz. Biz Türk Tatar&#8217;ız. Bunu senin kalbin bildiği gibi her Başkırt, her Kazak, her Kırgız&#8217;ın da kalbi bilir. Kalbinin hisleriyle hareket et. Dünyanın boş hırslarına kapılma&#8221; özdeyişiyle Türklük bilincini ortaya koyan ve edebiyat çevrelerinde &#8220;Yurdunu Kaybeden Adam&#8221; olarak bilinen Kırımlı yazar Cengiz Dağcı 22 Eylül 2011 Çarşamba günü İngiltere’de hayata gözlerini yumdu. </p>
<p>Yurdunu Kaybeden Adam adlı romanıyla, hayatı boyunca çektiği acıları, gurbeti ve sılaya özlemini anlatan Dağcı, eserlerini Türkiye Türkçesiyle kaleme alıyordu.</p>
<p>1919 yılında Gurzuf’ta doğdu. Çocukluğu Kızıltaş köyünde geçti. İlk ve orta öğrenimini köyünde ve Akmescit’te tamamladı. Kırım Pedagoji Enstitüsü ikinci sınıfında iken İkinci Dünya Savaşı çıktı. Önce Sovyet ordusunda ardından Türkistan lejyonunda savaştı. Savaşın insanı çıldırtan manzaralarına şahit oldu. Ukrayna cephesinde 1941 yılında Almanlara esir düştü. Almanların yenilmesi üzerine esir kampından kurtularak müttefik devletler safına sığındı. Eşi ve kızıyla birlikte 1946 yılında önce Edinburgh’a geldi. 1947’de Londra’ya geçerek İngiltere’ye yerleşti. Vatanından ayrıldıktan sonra Kırım’a gitmesi hiç nasip olmadı. </p>
<p>Eserlerinde Kırım Türklerinin Rusların zulmü altındaki hayatını anlattı bizlere. Türkiye’ye hiç gelmediği halde kitaplarını Türkiye Türkçesi ile yazdı. </p>
<p>Korkunç Yıllar, Yurdunu Kaybeden Adam, Onlar da İnsandı, Ölüm ve Korku Günleri, O Topraklar Bizimdi, Dönüş, Genç Temuçin, Badem Dalına Asılı Bebekler, Üşüyen Sokak, Anneme Mektuplar, Benim Gibi Biri, Yoldaşlar, Biz Beraber Geçtik Bu Yolu, Bay Markus Burton’un Köpeği, Bay John Marple’ın Son Yolculuğu, Oy Markus Oy, Rüyalarda Ana ve Küçük Alimcan, Yansılar deneme serisi gibi eserleriyle Türkçenin gelişmesine hazine değerinde katkılar yapmış ve çok sevdiği Türk dünyası toplulukları arasında bir kültür köprüsü kurmuştur.. Romanlarının yanı sıra şiir, deneme ve öykü tarzında eserler de kaleme almıştır. </p>
<p>Doksanıncı doğum yıldönümü dolayısıyla Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından 2009 yılında Cumhurbaşkanlığı köşküne davet edilmişti. Ancak İngiltere’de yaşayan yazarımız rahatsızlığı nedeniyle Türkiye’ ye gelememişti. </p>
<p>Cengiz Dağcı’nın cenazesi 26 Eylül 2011 Pazartesi günü Süleymaniye Camii’nde öğle namazı sonrası kılınacak gıyabi cenaze namazının ardından Londra’da llford bölgesindeki Müslüman mezarlığına defnedilecek. </p>
<p>Yazarın kızı ve damadının Dağcı’nın cenazesini Hristiyan geleneklerine göre kaldırmak istemişler ancak Polonyalı Katolik olan ve kendisinden önce vefat eden eşi Regina’nın vasiyeti üzerine, İslami geleneklere göre toprağa verilmesi uygun görülmüş&#8230; </p>
<p>Evet, bir dağ göçtü&#8230; Acımız da bir o kadar büyük&#8230; Ölümünün ardından kişiliği ve eserleri üzerine daha çok düşünülecek ve araştırma yapılacaktır. </p>
<p>Büyük Milletimize ve sevenlerine baş sağlığı dileklerimle ruhu şad mekanı cennet olsun diyorum.</p>
<p>Rabbim rahmetiyle yarlıgasın&#8230; El-fatiha&#8230;</p>
<p>YUSUF BİLGE </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.net/yusuf-bilge-4-658.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cengiz Dağcı vefat etti</title>
		<link>http://www.turkcesi.net/cengiz-dagci-vefat-etti-652.html</link>
		<comments>http://www.turkcesi.net/cengiz-dagci-vefat-etti-652.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Sep 2011 17:37:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[HABERİN TÜRKÇESİ]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz Dağcı vefat etti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcesi.net/?p=652</guid>
		<description><![CDATA[Kırım Tatarlarının ve Türk Dünyasının en önemli edebiyatçılarından Cengiz Dağcı 22 Eylül 2011 günü Londra’da hayata gözlerini yumdu. Cengiz Dağcı’nın cenazesi Londra’da Süleymaniye Kültür Merkezi’nde düzenlenecek törenle defnedilecektir. Türkiye’deki Kırım Tatar diasporası adına Kırım Dernekleri çeşitli şehirlerde Cengiz Dağcı’nın vefatı nedeni ile gıyabî cenaze namazları kıldıracak ve anma günü düzenleyecektir. İlk gıyabî cenaze namazı 24 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.turkcesi.net/cengiz-dagci-vefat-etti-652.html/kirimli-yazar-cengiz-dagci-hayatini-kaybetti" rel="attachment wp-att-653"><img src="http://www.turkcesi.net/wp-content/uploads/2011/09/kirimli-yazar-cengiz-dagci-hayatini-kaybetti.jpg" alt="kirimli yazar cengiz dagci hayatini kaybetti Cengiz Dağcı vefat etti" title="kirimli-yazar-cengiz-dagci" width="500" height="353" class="alignleft size-full wp-image-653" /></a>Kırım Tatarlarının ve Türk Dünyasının en önemli edebiyatçılarından Cengiz Dağcı 22 Eylül 2011 günü Londra’da hayata gözlerini yumdu. Cengiz Dağcı’nın cenazesi Londra’da Süleymaniye Kültür Merkezi’nde düzenlenecek törenle defnedilecektir.<br />
Türkiye’deki Kırım Tatar diasporası adına Kırım Dernekleri çeşitli şehirlerde Cengiz Dağcı’nın vefatı nedeni ile gıyabî cenaze namazları kıldıracak ve anma günü düzenleyecektir. İlk gıyabî cenaze namazı 24 Eylül 2011 Cumartesi günü öğle namazını müteakip Ankara Kocatepe Camii’nde kılınacaktır.<br />
Türkiye’de Kırım Derneklerinin ve temsilciliklerinin bulunduğu şehirlerde 1 Ekim 2011 Cumartesi günü öğle namazını müteakip anma toplantıları yapılacak, Kur’ân-ı Kerim ve Mevlid okutulacaktır.<br />
Milletimizin ve edebiyat dünyamızın başı sağ olsun!<br />
Cengiz Dağcı kimdir?<br />
1919 yılında Kırım’ın Gurzuf kasabasında doğan Cengiz Dağcı&#8217;nın çocukluğu Yalta’ya bağlı Kızıltaş köyünde geçti. İlk ve orta öğrenimini köyünde ve Akmescit&#8217;te tamamlayan Dağcı, Kırım Pedagoji Enstitüsü 2.sınıfta iken 2. Dünya Savaşı çıktı. Ukrayna cephesinde 1941 yılında Almanlara esir düşen Dağcı, Almanların yenilmesi üzerine esir kampından kurtularak müttefik devletler safına sığındı. Eşi ve kızıyla birlikte 1946 yılında Edinburgh&#8217;a gelen Dağcı, 1947&#8242;de Londra&#8217;ya geçti. Dağcı, vatanından ayrıldıktan sonra şartlar nedeniyle bir daha Kırım&#8217;a dönemedi.<br />
Türk edebiyatının en güçlü yazarlarından olan Cengiz Dağcı, Londra’da yaşadığı süre boyunca, Kızıltaş köyüne olan özlemini konusu Kırım’da geçen eserleri yazarak giderdi.  Akıcı ve etkileyici bir üslup kullanan Dağcı, romanlarında Kırım Tatarlarının 1928&#8242;den sonra Sovyet boyunduruğu altında çektiği acıları dile getirir, bir yurdun gasp edilişini anlatır. Konularında büyük sömürü savaşlarında toplumsal çılgınlığın içinde insanın kendini arayışı, zulme başkaldırma haysiyetinin kazanılması gibi evrensel boyutlar vardır. Bunun yanında anlatılan olayların gerçekten yaşanmış olması da eserlerine ayrı bir kuvvet katmaktadır.<br />
Dağcı&#8217;nın Türkiye&#8217;ye hiç gelmediği halde kitaplarını Türkiye Türkçesi ile yazması sayesinde Türkiye&#8217;de birçok insan Kırım&#8217;ı ve Kırım Tatarlarının yaşantılarını öğrenme imkânı bulmuştur.<br />
Eserleri Varlık Yayınları ve son yıllarda da çoğunlukla Ötüken Neşriyat tarafından yayımlanmıştır.<br />
Eserleri : Korkunç Yıllar (1956) , Yurdunu Kaybeden Adam (1957) , Onlar da İnsandı (1958), Ölüm ve Korku Günleri (1962) , O Topraklar Bizimdi (1966) , Kolhozda Hayat (1966) , Dönüş (1968) , Genç Temuçin (1969), Badem Dalına Asılı Bebekler (1970) , Üşüyen Sokak (1972), Anneme Mektuplar (1988), Benim Gibi Biri (1988), Yoldaşlar (1992), Hatıralar (1995), Biz Beraber Geçtik Bu Yolu (1996), Yansılar I (1988), Yansılar II (1990), Yansılar III (1991), Yansılar IV (1993),Yansılar V , Yansılardan Kalan, Ben ve İçimdeki Ben (1994), Halûk&#8217;un Defterinden Londra Mektupları (1996), Hatıralarda Cengiz Dağcı (1998), Bay Markus&#8217; un Kopeği, Bay John Marple&#8217;ın Son Yolculuğu, Oy Markus Oy, Regina (2000), Rüyalarda Ana ve Küçük Alimcan (Bir Kırım Öyküsü) (2001).</p>
<p>___________</p>
<p>Dağcı&#8217;nın kitaplarını yayınlayan Ötüken Yayınevi&#8217;nden yapılan açıklamaya göre Dağcı, Londra&#8217;daki evinde dün hayatını kaybetti.</p>
<p>EDEBİYATÇI İSA KOCAKAPLAN&#8217;IN GÖRÜŞLERİ<br />
Dağcı&#8217;nın ölümüyle ilgili AA muhabirine açıklama yapan Kültür Üniversitesi Öğretim Görevlisi, Dağcı&#8217;nın eserleri üzerine araştırmaları bulunan, araştırmacı-yazar İsa Kocakaplan, Dağcı&#8217;nın vefatından duyduğu üzüntüyü dile getirdi.</p>
<p>Kocakaplan, 2009 yılında Dağcı ile görüştüğünü aktararak, &#8221;Cengiz Dağcı, Londra&#8217;da Türkiye Türkçesiyle yazan önemli bir romancıdır. Kırım Türklerinin acılarını ve şahsi acılarını yazı yoluyla bütün dünyaya duyurmuştur. Dağcı, Türk dünyasına Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nden bir kuruş almadan hizmet eden nadir insanlardan biridir. Londra&#8217;da İngilizce yazabilecekken, hatta Kırım Tatarcası ile yazabilecekken Türkiye Türkçesi ile yazmayı tercih etti. Türk edebiyatına, kültürüne ve dünyasına hizmet etti. Bu bakımından Dağcı&#8217;nın vefatıyla Türk dünyasında büyük bir boşluk meydana gelecektir, edebi bakımdan&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Dağcı&#8217;nın roman ve hatıra olmak üzere yazdığı 25 eserin hem Dağcı&#8217;yı, hem Türkiye Türkçe&#8217;sini, hem de Kırım Türklüğünü dünyaya tanıtmaya devam edeceğini ifade eden Kocakaplan, &#8221;Bize, özellikle de televizyoncu ve sinemacılara düşen görev Dağcı&#8217;nın çok kolay senaryo olabilecek romanlarından filmler ve diziler çıkarmaktır&#8221; dedi.</p>
<p>Türk dünyasının önemli bir yazarını kaybettiğini belirten Kocakaplan, &#8221;Bütün Türk dünyasının başı sağ olsun. Dağcı kadar uzun yaşayan ve bu uzun ömrünü dolu dolu eserlerle kapatan başka bir yazar daha güç bulunur&#8221; diye konuştu.</p>
<p>CENGİZ DAĞCI KİMDİR?<br />
Gurzuf&#8217;ta 1919 yılında doğan Cengiz Dağcı&#8217;nın çocukluğu Krasnokamenka (Kızıltaş) köyünde geçti.<br />
İlk ve orta öğrenimini köyünde ve Akmescit&#8217;te tamamlayan Dağcı, Kırım Pedagoji Enstitüsü 2.sınıfında iken 2. Dünya Savaşı çıktı.</p>
<p>Ukrayna cephesinde 1941 yılında Almanlara esir düşen Dağcı, Almanların yenilmesi üzerine esir kampından kurtularak müttefik devletler safına sığındı.</p>
<p>Eşi ve kızıyla birlikte 1946 yılında önce Edinburgh&#8217;a gelen Dağcı, 1947&#8242;de Londra&#8217;ya geçti. Dağcı, vatanından ayrıldıktan sonra hiç Kırım&#8217;a gitmedi.</p>
<p>Hüzünlü bir üsluba sahip Dağcı, eserlerinde Kırım Türklerinin Rusların zulmü altındaki hayatını anlatır.<br />
Dağcı&#8217;nın Türkiye&#8217;ye hiç gelmediği halde kitaplarını Türkiye Türkçesi ile yazması sayesinde Türkiye&#8217;de birçok insan Kırım&#8217;ı ve Kırım Tatarları&#8217;nın yaşantılarını öğrenme imkanı buldu.<br />
Pek bilinmemesine karşın Dağcı&#8217;nın Kırım Tatarca şiirleri de bulunuyor.</p>
<p>Dağcı&#8217;nın, Korkunç Yıllar, Yurdunu Kaybeden Adam, Onlar da İnsandı, Ölüm ve Korku Günleri, O Topraklar Bizimdi, Dönüş, Genç Temuçin, Badem Dalına Asılı Bebekler, Üşüyen Sokak, Anneme Mektuplar, Benim Gibi Biri, Yoldaşlar, Biz Beraber Geçtik Bu Yolu, Bay Markus Burton&#8217;un Köpeği, Bay John Marple&#8217;ın Son Yolculuğu, Oy Markus Oy, Rüyalarda Ana ve Küçük Alimcan gibi eserleri<br />
bulunuyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcesi.net/cengiz-dagci-vefat-etti-652.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

