HASBİHÂL MEHMET ŞÜKRÜ BAŞ
mehmet_sukru_bas@mynet.com RUBAİYYAT-I OĞUZ
Dünkü yazımızda Erciyes Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Üyesi Şair ve Yazar Bekir Oğuzbaşaran’nın ”Hazar Şiir Akşamları” şiirini yayınlamış ve bu değerli üstadımızın bazı eserlerinden bahsetmiştim.
Bu günde bu zor görevin devamını getirmeye gayret edeceğim. Bazı kişiler vardır ki anlatılması, tanıtılması mümkün değildir. İşte Bekir Oğuzbaşaran’da bunlardan birisidir. Onu anlatmak onu gereği gibi tanıtmak elbetteki bizim gücümüzün dışındadır.
Biz bu günkü yazımızda üstadın rubailerinden bir demet sunmaya çalışacağız. Bu rubailer günümüz gerçeklerine ayna tutan, yarınlara ışık saçan rubailer. Umarım çok beğenir ve zevkle okursunuz.
“ 7 “
Haftanın 7 günü, 7 veren gül bizde
7 tepe üstünde Aziz İstanbul bizde
7 artı 7’dir, 14’lu kalıbımız
7 düvele karşı yurt vermeyen kul bizde
BERCESTE
Dil bahçesinden şair, gül derer deste deste
Kimi dili kanatır, kimi güftesiz beste
Denizde inci gibi, nâdiren ele geçer
Bir mısra, bir beyit ve bir şiir-i berceste…
KURBAN
Ey Halil oğlu İsmail, koça verildi sıran
O değil mi mâsivâ önünde dalgakıran?
Peygamberler atası, İbrahim sünnetidir
Kurbandır kullarını Allah’a yakıştıran…
HZ.PEYGAMBER DİYOR Kİ
Alçak gönüllü olmak, güzel huyların başı
Yaradan kibri sevmez, kulluk vasfını taşı
Fakat istisnası var; bir Hadis’te buyrulmuş:
“Kibretmek sadakadır, kibirlilere karşı”…
YUNUS EMRE DİYOR Kİ
Eşref-i mahlûkâttır evrende insan türü
Tüm varlıklar içinde belki de ön özgürü
Elbet hatâsız değil, bizim Yûnus diyor ki:
Yaratılanı hoş gör,Yaratan’dan ötürü
D U A
Yâ Rabbi sen esirge, görünmez kazâlardan
Tâkat getirilemez, güç yetmez belâlardan
Kadın gibi erlerden, hayır gibi şerlerden
Koru kutsuz yerlerden, rahmetsiz semâlardan…
ÖNCE
Kök gövdeden, dallar yapraktan önce
Vücut koldan, eller parmaktan önce
Başlangıçta rûhları yarattı “Ol!”
Dil dudaktan, yollar duraktan önce….
KADİR GECESİ
Farkında olmak gerek, ol Kadir Gecesi’nin
Bahrine dalmak gerek, dal Kadir Gecesi’nin
Bin aydan hayırlıdır, buyurulmuş kur’ân’da
Kadrini bilmek gerek, bil Kadir Gecesi’nin…
İYİLİK-KÖTÜLÜK
Sırat-ı Mustakîm’den sapmadım ki…
Şeytanın külahını kapmadım ki…
Niçin bana kötülük ediyorsun?
Ben sana hiç iyilik yapmadım ki…
AHLAT MEZAR TAŞLARI
Yurda giriş kapısı, Ahlat Mezar Taşları
Ölmez sanat yapısı, Ahlat Mezar Taşları
Birer Orkun anıtı, İslâm’ın Kubbesi’nde
Vatanımın tapusu, Ahlât Mezar Taşları…
ÖTELERİN SESİ
İnsan çiğnememeli, gerçeğin gölgesini
Bilmem duyuyor musun sonsuzluk bestesini?
Sona yaklaştığının idrâkinde ol dostum
Artık dinlemelisin ötelerin sesini…
MÜLKÜN TEMELİ
Temelden sarsılıyor, “Adâlet mülkün temeli”
Gemisini kurtarmak, herkesin tek emeli
Birbirine karıştı, iyilerle kötüler
Bunca şeytan var iken şeytana ne demeli…
ÇIKAR
Sevgiler gide gide karasevdâya çıkar
Bütün gerçek âşıklar Kays’la Leylâ’ya çıkar
Doğruyu söylemiyor Roma’ya çıkar diyen
Tüm yollar kıvrım kıvrım yüce Mevlâ’ya çıkar
NERDE?
Âşıklık taslayanın vefâsı nerde?
Bülbülüm diyenlerin sadâsı nerde?
Boşuna arayıp durmuşum bir ömür
Şu yalancı dünyanın safâsı nerde?
EZANLAR
Ezanlar ufuklardan yükseliyor
Dalga dalga kalbe huzur eliyor
Dağı, taşı ürpertiyor müezzin
Yoksa bu ses cennetten mi geliyor?...
AĞAÇLAR
Hafif, serin bir meltem, dallarda ürperişler…
Yapraklar birbirine hangi sırrı vermişler?
Ağaç denip geçilen, varoluş mucizesi,
Gece gündüz demeden, zikir çeken dervişler…
BİTMEYEN ŞARKI
Sanki dünya hudutsuz, güzel bir çocuk parkı
Fakat kimse bilmiyor, cennetten budur farkı
Aramızda olmasa şu oyun bozanlar da
İnan gülüm mutluluk, hiç bitmeyen bir şarkı…
KALIR
Ben ölünce arkamda evlâdım, yârim kalır
Yapmak istediklerim, arzular yarım kalır
Göç davulu çalınıp kervan yola çıksa da
Mutlaka buralarda öteki yarım kalır...
YAKLAŞTI
Zaman, döne döne başa yaklaştı
Mevsim, gide gide kışa yaklaştı.
Sararmış başaklar boynunu büktü,
Tohumlar toprağa, taşa yaklaştı…
GELİR GEÇER
Rüzgâr, tipi, bora, kar gelir geçer
Günler, mevsimler, yıllar gelir geçer
Şu fâni dünyâda bâki kalan ne?
Bir gün ‘yok’ var olur, ‘var’ gelir geçer…
***
İşte böyle sevgili okurlarım... Bir gönül adamından bir söz ustasından sizlere rubailer sundum. İbret verici, örnek alıcı rubailer.Yine bu rubailerden birisiyle sizlere veda ederken, o büyük ustaya çok sevdiği Gakkoş’lar diyarından selam ve saygılar göndereyim.
O söz ustasının içerisinde yaşadığımız dünyanın nelerle iç içe olduğunu, sahteciliğin, ahlaksızlığın, faziletsizliğin nasıl ahtapot gibi bünyemizi sardığını özetleyen bir rubaisi ile….
Sağlıkla kalın, şiirle kalın, duru ve esen kalın!....
AHTAPOT GİBİ
Eskiden kışımız kış, bahârımız bahârdı
Meyve ve sebzelerin kokusu, tadı vardı
Sonra her şey değişti, değişti her şey sonra
Dünyayı sahtelikler ahtapot gibi sardı….
*****
Mehmet Şükrü Baş // 24 Ocak 2009 // Elazığ Nurhak Gazetesi
mehmet_sukru_bas@mynet.com HAZAR ŞİİR AKŞAMLARI
Geçen yıl Hazar Şiir Akşamlarının on altıncısını ifa ettik. Demek ki Hazar Şiir Akşamları on altı yıldır ilk günkü heyecanı ve coşkusu ile devam etmekte, ünü ülke sınırlarını dahi aşarak gönüllerde yer etmektedir.
Şehrimizle markalaşan bu etkinlik hakkında bugüne kadar pek çok yazılar yazıldı, konferanslar verildi. Oturumlar, paneller yapıldı. Yazılanlar yüzleri aşkın dergi, gazete ve antolojilerde yer aldı. Ancak hiç birisi Erciyes Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Şair ve Yazar Bekir Oğuzbaşaran’ın kaleme aldığı, daha doğrusu destanlaştırdığı “Hazar Şiir Akşamları” şiiri kadar etkili olmadı sanıyorum. Sayın Oğuzbaşaran bu şiiri ile Hazar Şiir Akşamlarını o kadar güzel özetlemiş ki başka yazar ve şairlere söz bırakmamış. Üstat, Hazar Şiir Akşamlarının Türk dilinin divanı, güzel sanatların mekânı olduğunu ifade ediyor. Hani bir dörtlüğün kitaplar dolusu anlam ifade ettiği söylenir ya biz bu şiiri, bu varsayımı doğrular nitelikte görüyoruz.
Büyük usta Hazar Şiir Akşamlarının bir gönül dili köprüsü olduğunu, dili, gönlü, imanı bir, yüz milyonlara kardeşlik imkânı sunduğunu dile getiriyor. Bununla da yetinmiyor ve o muhteşem şiirin mısralarında şiirin bir müzik panayırı, gönüllerde güller açtıran dertlerimizin dermanı olduğunu söylüyor. Bu faaliyete bir büyük duygusallıkla yaklaşan ve bir şair gözüyle bakan şairimiz Oğuzbaşaran şiirini “Türkçe’miz bir dünya dili, ana sütünce sevgili//Gönlümüzün sultanıdır Hazar Şiir Akşamları” diyerek noktalıyor.
***
Size bu büyük şairi tanıtma şerefine de ben nail olayım.
Bekir Oğuzbaşaran 1946 yılında Kayseri’de doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini burada tamamladı. İstanbul Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesinden mezun oldu. Develi ve Kayseri İmam Hatip Liselerinde, TED Kayseri Kolejinde, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinde görev yaptı. Halen Erciyes Üniversitesinde Öğretim Görevlisi olarak görev yapmaktadır. Bu ülkeye Necip Fazıllar, Cahit Sıtkılar, Bekir Sıtkı Erdoğanlar gibi şair-yazar ve edebiyatçıları yetiştirme uğraşındadır.
Elimde yazarımıza ait “Rubaiyyat-ı Oğuz” ve Rubaiyyat-ı Oğuz 2” ile “Kültür ve Edebiyatımızdan Manzum Portreler”adlı üç muhteşem eserlerinden örnekleri yarınki yazımda sizlere sunacağım.
Sözü daha fazla uzatmayayım. Bizim bu sütunda kaleme aldığımız onlarca Hazar Şiir Akşamları ile ilgili yazdıklarımıza ilaveten büyük ustanın yazılarımızı özetlercesine dile getirdiği şiiriyle devam edelim.
Buyurun muhabbet zamanına, buyurun Hazar Şiir Akşamlarına!
HAZAR ŞİİR AKŞAMLARI
Türk Dili’nin divanıdır, Hazar Şiir Akşamları
Güzel sanat mekânıdır, Hazar Şiir Akşamları.
Bir gönül dili köprüsü, Türkiye’den Türkistan’a
Muhabbetin zamanıdır, Hazar Şiir Akşamları.
Dili, gönlü, imanı bir, yüz milyonlarca insana
Kardeşliğin imkânıdır, Hazar Şiir Akşamları.
Lâle, karanfil koklayan; şair bilge fatihlerin
Barış, dostluk lisanıdır, Hazar Şiir Akşamları.
Yıllardır hazan vaktinde, tomurcuk güller açtıran
Derdimizin dermanıdır, Hazar Şiir Akşamları.
Şiir, müzik panayırı; dil verilip dil alınan
Aşkın yüce fermanıdır, Hazar Şiir Akşamları.
Türkçemiz bir dünya dili, ana sütünce sevgili
Gönlümüzün sultanıdır, Hazar Şiir Akşamları…
***
İşte böyle ifade ediyor “Hazar Şiir Akşamları”nı bu büyük usta. Biz de kendisine bu hissiyatımıza tercüman olduğu için binlerce teşekkür ediyor, bu şiiri kendi ağzından dinlememiz umuduyla kendisine minnet ve şükranlarımızı sunuyoruz.
*****
Mehmet Şükrü Baş // 23 Ocak 2009 // Elazığ Nurhak Gazetesi