Şubat 10, 2012, 05:39:48 ÖÖ *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
 

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: SANAT VE MİLLÎ AHLÂK / Ümit Fehmi SORGUNLU  (Okunma Sayısı 257 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ümit Fehmi
TÜRKÇESİ.NET
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 12


« : Şubat 26, 2009, 22:45:57 ÖS »

SANAT VE MİLLİ AHLÂK
        Kültür, sanat ve edebiyat bütün dünya ülkelerini ilgilendiren estetik bir konudur. Bu nedenle dünyada olduğu gibi Türkiye’de de sanat ve edebiyata önem verilmekte, onu teşvik edici yayınlar ve dergiler gün geçtikçe artmaktadır. Sanat denince güzel olan her şey akla gelir. Mimarî sanatımızdan tutun da, resim, şiir, roman, hikâye ve sahne sanatlarına kadar her şey bu kategoriye girer. Kültür, sanat ve edebiyat, genellikle toplumu yönlendirmek için bir araç olarak kullanılır ve milletlerin kültür ve ahlâk düzeyini belirler.
   Sanatçılar da toplumu kendi görüşleri doğrultusunda birlik ve beraberliğe getirmek isteyen, o ülkenin aydın kişileridir. Bütün yazar ve şairler de insanları kendi kulvarları içinde kültür ve sanata yönlendirmeye çalışan sanatçılardır. Ancak bu belirli bir ahlâk kuralı içinde olmalıdır. Mesela bir ressam fırçasını oynatırken edep ve ahlak kurallarına dikkat etmek zorundadır. Ben bir sanatçıyım istediğimi çizerim diyerek belden aşağı ve ahlak dışı resimlerle topluma ne verebilir. Mimari sanatta aynı. Milli sanatımızı yansıtmayan bir mimari yapı özentiden başka nedir? Ama gidebildiğim illerin bazısında görüyorum ki, Hıristiyan ve Rus mimarisi göze çarpıyor. Ankara Batıkent’de bir çok binada pencerelerin önüne dikkati çekecek bir şekilde haç işaretlerinin konması hangi kültüre hizmettir, anlamak mümkün olmadığı gibi o dönemin belediye başkanının böyle bir mimariye nasıl onay verdiği de şimdilerde bile tartışılacak konudur. Bence bu yanlış ve yanlı tutum hâlâ telafi edilebilir. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanının müdahalesi ile haçlı işaretleri binaların dış cephesinin yeniden boyanması ile giderilebilir. Şimdi soruyorum aynı durumda, Avrupa’da bir binada hilal işaretine rastlamanız mümkün mü?
Yazar, şair, ressam ve şarkıcılara da sanatçı deniliyor. Ama aralarında ufak bir fark var. Şarkıcılar yaşlandıkça değerini kaybeder, diğerleri ise yaşlandıkça değer bulur. Sahne sanatçıları gençliğin geçici cazibesine kapılıp, yaşamak yerine söyledikleri şarkı sözleri ve kıyafetleri konusuna çok dikkat etmelidirler. Çünkü yapılan sanatın açık saçık kıyafetlerle bir alâkası yoktur.
Toplumu ve sanatı kendi amaçlarına âlet ederek, birtakım ahlâk dışı davranışlara iten ve devamlı belden aşağı yazı ve şiirler yazan şair ve yazarlar da edebiyatın edepten geldiğini unutarak sadece yat kısmı ile ilgilenip gerçekleri yazıyorum diye roman, hikâye ve şiirlerinde ahlaksızca tutumlar sergiliyorlar. Bu tip sanatçılar insanımızın bir takım kutsal bildiği ahlâkî değerlerlerle alay ediyorsa onlara nasıl ve neyin sanatını yaptıklarını da sormak gerekir. 
   Eğer insan sanatçı olmak istiyorsa, önce bağlı olduğu milletin ahlâk kurallarına saygı göstermesi gerekir. İcra ettiği eser topluma ne veriyor ve ne kazandırıyor, bunun muhasebesi yapılmadan önüne gelen resim çizer, şarkı söyler, kaleme sarılır ve şiir yazarsa, sanattan çok, soytarılık yapmış olur.   
   Mensup olduğumuz din insanı önce ahlâk ve namusa davet eden büyük bir dindir. O bakımdan kimliğini taşıdığımız yüce din insanlara rahmet ve kurtuluş kapılarını açarken onları da Peygamber ahlâkına davet eder.
   Ancak birtakım insanlar sırf sanat yapıyorum zannederek mensup oldukları dini reddederlerse, onlara da sözüm yok. Çünkü onlara hesap gününde son sözü Allah söyleyecek.
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!