Fehmi
TÜRKÇESİ.NET
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 8
|
 |
« : Mart 24, 2009, 18:01:18 ÖS » |
|
DENİZDEKİ TOP Ümit Fehmi SORGUNLU Havanın güneşli ve berrak olmasına rağmen geceden kalma rüzgârın etkisi henüz bitmemişti. Balıkçılar esen rüzgara rağmen avlanmaktan vazgeçmemişlerdi. Sahilde küçük bir çocuk deniz kenarına oturmuş, gözleri sabit bir noktada öylece bakıyordu. Adeta onu güldürmek için martıların çığlık atışları ve arada bir denize pike yapar gibi uçuşları da pek ilgilendirmiyordu. Dudakları çörtenleşmiş, donuk bakışlarla hiç kıpırdamadan öylece denizi seyrediyordu. Çocuk ağlamıyordu, ama dokunsan ağlayacak gibiydi. Onun bu hâli, alışveriş için balıkçı sandallarının kıyıya dönmesini bekleyen nur yüzlü bir ihtiyarın dikkatini çekti. Yaşlı adam, aksak ayağı ile yavaş yavaş yürüyerek onun yanına gelip: - Merhaba delikanlı!. Dedi. Bu gün deniz çok harika değil mi? Konuşurken pamuk gibi beyaz sakalı oynuyor, yüzü ay gibi parlıyordu. Küçük çocuk, denizden başını çevirmeden; - Ama rüzgârlı, dedi. Topum denize düşünce sürükleyip götürdü. Beyaz sakallı adam çocuğun yanına oturdu. Gülerek: - Eğer biraz genç olsaydım, yüzüp onu alırdım!. Dedi. Ama şimdi adım bile atamıyorum. Küçük çocuk, ona cevap vermedi. Kıyıdan uzaklaşan topunu daha iyi görebilmek için, hemen yanındaki bir kayaya çıktı. Yaşlı adam, sakin bir ses tonuyla: - Ümidini hiçbir zaman kaybetme!. dedi. Bence dua etsen çok iyi olur. Çocuk, büyük bir sevinçle ilk kez adama baktı. - Sahi mi, dua etsem topum geri gelir mi? Diye sordu. İhtiyar ay gibi gülüşüyle konuşmaya devam etti. - Allah isterse eğer, onu geri getirir, dedi. Hem topun geri gelmese de, duaların sevabı sana yeter. Küçük çocuk, yaşlı adamın sözlerini biraz düşündükten sonra, her okuduğunda dedesinden ve babaannesinden bahşiş kopardığı duaları ard arda sıraladı. Daha sonra da, topun dönmesi için Allah’tan yardım istedi. Ama üzüntüsü azalmamıştı. O topa bir sürü para harcamış, bayram harçlığını bile o topu almak için katmıştı. Şimdi artık tek şansı, bazen olduğu gibi, rüzgârın âniden yön değiştirmesiydi. Ama deniz çok büyüktü, topu ise küçücük. Akşam üstü hava biraz daha sertleşti ve güneş batmak üzereyken balıkçı sandalları döndü. Çocuk, topum geri gelir umuduyla eve gitmek istemiyordu. Bu yüzden de ihtiyarla birlikte akşama kadar oyalandı. Yaşlı adam, hep aynı balıkçıdan alışveriş yapardı. Sonunda onu bulup: - Avınız inşallah iyi geçmiştir, dedi. Eğer varsa, birkaç kilo alabilirim. Sandaldaki adam, kovanın içindeki balıkları gösterip: - Zaten ancak o kadarcık tutmuştum, dedi. Denizde "av" diye bir şey kalmadı. - Dua etmeyi denediniz mi? diye atıldı çocuk. Ümidinizi sakın kaybetmeyin!.Balıkçı için her şey tesadüftü. Bunun için de hep "rasgele" derlerdi. Ama şimdi bir şey hatırlamıştı. Yıllar yılı unuttuğu bir şeyi. Çocuğun yanaklarını okşarken: - Dua ha!. diye mırıldandı. O zaman tutar mıyım? - Tutamasanız bile, duaların sevabı size yeter, dedi çocuk. Ben bunu yeni öğrendim. Topum denize kaçmıştı, onu bulmam için bu amca öğretti. Balıkçı, böyle bir sözü ilk kez duyuyordu. Başını ağır ağır sallayarak: - Ben de bu duayı yeni öğrendim, diye gülümsedi. Üstelik de küçük bir öğretmenden. Çocuk, bu sözlerden çok hoşlanmıştı. Artık topun gitmesine üzülmüyordu Yanındaki yaşlı adam ona bir göz kırparken, balıkçı tekrar sandala yöneldi ve ağların üzerindeki eski örtüyü açtı. Bir top vardı orada. Henüz ıslak olduğundan, ışıl ışıl parıldayan bir futbol topu. Balıkçı, onu çocuğa uzatıp: - Öğretmenlerin hakkı hiç ödenmez, dedi. Bunu biraz önce denizde buldum!.Bugün ki av olarak saklıyordum. Ama sana verebilirim. Çocuk sevinçle bağırdı. - Ama bu benim topum. Balıkçı tekrar gülümsedi. - İyi ya işte senin duan kabul oldu bile.. Küçük çocuk, rüyada olmalıydı. Hiç beklenmedik şeylerin yaşandığı bir rüya. Aceleyle sağa sola bakındı. Ama her şey gerçekti. Balıkçı da, sandal da, ihtiyar da... Topu ise, işte ellerindeydi. Ona sıkıca sarılıp: - Bir daha benden izinsiz gezmek yok, dedi. Ya dua etmeseydim, ne olurdu o zaman halin?
|