Şubat 11, 2012, 05:51:05 ÖÖ *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
 

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: GÜLÜN MÜJDESİ/ Ümit Fehmi Sorgunlu  (Okunma Sayısı 134 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Vedat
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 301


« : Temmuz 24, 2007, 15:12:14 ÖS »

ÜMİT FEHMİ SORGUNLU VE “GÜLÜN MÜJDESİ”
Bekir OĞUZBAŞARAN

   ÜMİT FEHMİ KİMDİR
   1949 Yılında Kayseri’de doğdu. Sanat hayatına 1968 yılında şiirle başladı. Şiirleri mahallî gazete ve dergilerde yayınlandı. 1970 yılından sonra yazı ve şiirlerini ulusal dergi ve gazetelere göndermeye başladı. 1972 yılında “Onlar” adlı şiir antolojisinde yer aldı. Da sonraları bir yayınevi kurarak, Meçhuller (hikâye) ve Adımlar (şiir) antolojilerini hazırladı. 1976 yılında “DOĞUŞ” edebiyat dergisini çıkardı. 1995 yılında “ÖNCÜ” edebiyat, kültür ve sanat dergisinin genel sanat yönetmenliğini yaptı. Akın Günlük ve Hakimiyet gazetelerinde “DİVİT SANAT” adında bir kültür, sanat eki hazırladı. 1982’de KASD (Kayseri Sanatçılar Derneği) hikâye  teşvik, 1984 Kayseri Olay Gazetesi hikâye, 1987 Kayseri Gazeteciler Cemiyeti röportaj, 1991 Basın Yayın Genel Müdürlüğü röportaj, 1992 Kayseri Akın Günlük Gazetesi Türk Edebiyatına Hizmet Ödüllerini aldı. 1970 yılından beri Hisar, Eğitim ve Kültür, Bilim ve Düşünce, Doğuş, Küçük Dergi, Kültür ve Sanat, Erciyes, Kültür Dünyası, Tepe, Konevî (Ankara), Somuncu Baba, Altın Oluk, Berceste, Yağmur, Dergâh, ve Türk Edebiyatı gibi birçok edebiyat dergisinde  şiir ve hikâyeleri yayınlandı.
   Hâlen “BERCESTE” kültür sanat ve edebiyat dergisinin genel yayın yönetmenliğini yapmakta olan yazar, Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) ve İLESAM (Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri meslek Birliği) üyesidir.  Bir kamu kuruluşundan emekli olan Ü.F.Sorgunlu evli ve dört çocuk babasıdır.
   İhsan Işık’ın Türkiye Yazarlar Ansiklobedisi’nde, Abdullah Satoğlu’nun Kayseri Ansiklobedisinde,  Ahmet Sıcacı’nın Kayseri Güldestesi’nde ve  Muhsin İlyas Subaşı’nın Ağırnaslı Sinan adlı antolojisinde biyografisine ve eserlerine yer verildi. Erciyes Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde Öğr. Gör. Bekir Oğuzbaşaran’ın danışmanlığında, Bekir Yeşilyaprak tarafından hayatı, edebî kişiliği ve Hikayeleri üzerine bir bitirme tezi hazırlanmıştır (70 sayfa, Kayseri 2002).
ESERLERİ :
1-)  ACILAR NEREDE BAŞLAR (Hikâye Ocak Yayınları 104 Sayfa 1983)
2 -) YAĞMUR YAĞMUYORDU (Hikâye Se-Da Yayınları 80 sayfa 1987)
3- )  EYLÜL VURGUNU (Hikâye Geçit Yayınları 112 sayfa 1997)
4- ) GÜLÜN MÜJDESİ (Hikâye Kaynak Yayınları 104 sayfa 2005)
   HİKAYE ANLAYIŞI
   Ümit Fehmi Sorgunlu Kayseri’de son 30-35 yıldır edebiyat uğrunda emek harcayan, sanatın çilesini çeken, şiir, hikâye, deneme, ropörtaj, kitap tanıtma yazıları yazan mahalli gazetelerde kültür sanat sayfaları hazırlayan, köşe yazarlığı yapan ve Kayseri’deki her türlü kültürel ve sanatsal oluşumun içinde yer alan bir edebiyatçı. Onu kâh Kayseri Sanatçılar Derneği (KASD) ve Türkiye Yazarlar Birliği Kayseri Şubesi yönetim kurulu üyesi olarak görürsünüz, kâh yarışmalar düzenleyen, antolojiler çıkaran, çeşitli yarışmalarda dereceler  alan bir sanatçı olarak tanırsınız. Bilindiği gibi taşrada yazar ve şair olmak zor zenaattir. Hele Kayseri’de… O Kayseri ki, tarihte “Makrrı Ülema” (İlim adamlarının karar kıldığı yaşadığı yer. ) diye şöhret yapmıştı. Ama bugün daha çok bir ticaret ve sanayi şehri.  Bu alanlarda ve şehircilikte Anadolu’nun parlayan yıldızı. Bana göre bir büyük eksikliği var. O da kültür ve sanata, edebiyata yeterince ve gereğince yatırım yapmaması,  kendisinden beklenen ve kendisine çok yakışacak olan kültüre, sanata, edebiyata değer vermemesi. Arkadaşımız Ahmet Kaplan’ın da belirttiği gibi Kayseri’de yazarım, şairim, sanatçıyım demek adeta bir kahramanlık işi…
    İşte Ümit Fehmi Sorgunlu da Kayseri’nin az sayıdaki imalat hatalarından biri. Çünkü Kayserili demek, para kazandırmayan işlerle uğraşmayan adam demektir. Mensubu bulunduğumuz  Kayseri’de en çok aşina olduğumuz sözlerden biri; “paran kadar konuş” sözüdür. Yine de bu şehrin fedâkâr  ve cefâkâr kültür sanat adamları böyle bir anlayışın yanlışlığını haykırırcasına eser vermeye devam etmektedirler. Çünkü insanlar paraları kadar değil, bilgileri, görgüleri, yetenekleri, fikirleri ve duyguları ölçüsünce konuşmalı ve yazmalıdırlar. Eğer bu yanlış anlayış doğru olsaydı dünyada ne ilim, ne sanat, ne kültür, ne de edebiyat gelişebilirdi. Eğer bu anlayış herkes tarafından kabul görseydi Kayseri’den ülke çapında tanınmış yazar ve şairler, fikir ve kültür adamları, bilim insanları yetişmemesi gerekirdi. Halbuki hakikat bunun tam tersi yönde tecelli etmiştir.
   Edebiyat dünyasına şiirle giren Ümit Fehmi Sorgunlu, kendisini daha sonra hikâye türüne vakfetmiş bir yazar arkadaşımız. Onunla 30 -35 yıldır tanışıyoruz. Sahabiye medresesindeki küçük bir odadan ibaret olan Kayseri Sanatçılar derneğinde yıllarca sanat için edebiyat için nice günler ve geceler birlikte çalıştık. 1979-81 yılları arasında rahmetli Muin Feyzioğlu ağabeyimizle birlikte, başta Muhsin İlyas Subaşı olmak üzere Sorgunlu, Ahmet Sıvacı, Mahir Sürmelibey, Kadir Özdamarlar ve daha nice arkadaşla birlikte 24 sayı süren ve Türkiye çapında ses getiren Küçük Dergiyi çıkardık. 1981 ve 82 merhum Muzaffer Tok  başkanlığı döneminde  KASD Edebiyat armağanları verdik. 1980 li yıllarda Mahmut Çağlıgöncü’nün sahibi olduğu Kültür ve Sanat dergisini çıkaran kadro içinde yer aldık. Sorgunlu son dört yıldan beri de aylık kültür sanat edebiyat dergisi Berceste’nin Genel Yayın yönetmenliğini yapmakta,  Kayseri’den ve Türkiye’nin çeşitli yerlerinden kalem ürünlerini gönderen bir çok yazar ve şairle birlikte yerelden ulusala oradan da evrensele giden bir sanat çizgisinde edebiyat ve kültürümüze hizmet etmeye çalışıyor.
   Bizim kültürümüzde halk hikâyeleri ve meddah hikayeleri bulunmakla beraber Türk edebiyatında ilk modern hikaye örnekleri Tanzimat döneminde görülmeye başlar. Anlatma esasına dayalı olan hikâye türü, olmuş ya da olması imkan dahilinde olan olayları anlatan kısa metinlerdir. Hikâye ile roman ve tiyatro arasında bazı benzerlikler bulunsa bile bu türlerin birbirinden ayrılan yönleri daha fazladır. İlk hikaye ve roman yazarlarımız arasında Namık kemal, Ahmet Mithat Efendi, Şemsettin Sami, Recaizade Ekrem, Mizancı Murat, Sami Paşazade Sezai, Müftüoğlu Ahmet Hikmet, Halit Ziya Uşaklıgil gibi isimlerde vardır.
   Edebiyat tarihçilerimiz Türk Edebiyatı’nın ilk küçük hikayeler kitabı olarak Sami Paşazade Sezai’nin 1892 de yayınlanan “Küçük Şeyler” adlı eserini kabul ederler. Bu türü Halit Ziya, Ahmet Hikmet Müftüoğlu geliştirerek devam ettirmişlerdir. Türk hikâyeciliğinin kilometre taşlarından biri de Ömer Seyfettin’dir. Ömer Seyfettin bütün bir ömrünü bu türe adayarak hikâyenin bir yan uğraş alanı olmadığını göstermiştir.
   Hikâye sanatında sıkça kullanılan bir tasnif vardır: 1- Olay hikayesi (Mopasan tarzı hikâye),  2- Durum hikâyesi (Çehov tarzı hikâye) bunlardan birincisi daha çok bir olaya dayanan öykülerdir.  İkincisinde ise psikolojik durumlar ve tahliller ön plandadır. Türk hikâyeciliğinin unutulmaz ismi Ömer Seyfettin genellikle birinci guruba giren hikâyeler kaleme almıştır. Ümit Fehmi Sorgunlu’nun hikâyeleri de büyük ölçüde bu guruba girmektedir. Hemen hemen bütün hikayelerinde belli başlı bir olay anlatılır ve bu hikâyeler çoğunlukla sürprizli bir biçimde sona erer. Buna edebiyatta terdit sanatı denilmektedir.
   Acılar Nerede Başlar adlı ilk hikâye kitabında 14 adet hikâye bulunmaktadır. İkinci kitabı Yağmur Yağmıyordu da ise 11 hikâyesi yer almıştır. Üçüncü hikâye kitabı olan Eylül Vurgunu üç bölümden meydana gelmektedir. Birinci bölüm, Yağmur Yağmıyordu, Eylül Vurgunu, Askerin Türküsü adlarını taşımakta ve kitap 17 hikâyeden oluşmaktadır.
   Ümit Fehmi Sorgunlu Türk milletinin milli manevi değerlerine saygılı, bağlı bir sanat anlayışına sahiptir. Hikâyelerinde bu genel çerçeveyi zedelemeden ve yaşanmışlık olgusunu başa alarak hikâyelerinde aile, gurbet, aşk siyasi olaylar, ölüm ve tarih gibi konu ve temaları işlemiştir. Bu hikâyelerde ele aldığı konuları dört gurupta toplamak mümkündür. 
   1-Çevresinde gördüğü ve etkilendiği olaylar, 2- kendisine anlatılan olaylar, 3- bizzat yaşadığı olaylar, 4- toplumsal bir konuyu anlatabilmek için kendi muhayyilesinde yarattığı olaylar. 
   GÜLÜN MÜJDESİ
   Kitabın isme bana Sezai Karakoç’un Gül Muştusu şiir kitabının adını hatırlatıyor. Kaynak Yayınları arasında Eylül 2005 de çıkan kitap adını, içindeki bir hikâye’den alıyor. Gülün Müjdesinde yazarın 16 hikâyesi bulunmaktadır. Bilindiği gibi Gül edebiyatımızda Peygamberimizi sembolize eder.  Yunus Emre’miz, “Gül Muhammed teridir” der. Vedat Ali Tok Naat tahlillerinden oluşan kitabına da Gül Arzusu adını vermiştir. Elif’in ya da lale’nin Allah’ı hatırlatması gibi… Sorgunlu, Gülün Müjdesi derken hikâyesinin adı  ve içeriği ile anlaşılan bir mesaj vermek istemektedir.  Kitap, adıyla bile okuyucunun ilgi ve dikkatini çekmektedir. Gülün Müjdesindeki hikâyeler (Altın Taç, Beterin Beteri, Dönüş, Gecenin Nefesi, Gülün Müjdesi, Hacda Ziyafet, Karanlığa Doğan Nur, Kutlu Yol, Küçük Kıyamet, Küskün Bebek, Büyük Vuslat, Ufukların Anahtarı, Ağıtçı Kadın, İki Gül, Ön Teker, Çaresizler) hem bize özgü yaşantıları gerçekçi bir biçimde anlatmakta, hem de İslam’ın evrensel mesajını edebiyat inbiğinden geçirerek okuyucusuna sunmaktadır. Bu kitaptaki hikâyeler önceki kitaplarında bulunan öykülerine nazaran daha bir durmuş, oturmuş dil ve anlatıma daha fazla özen gösteren ve zevkle okunabilecek bir niteliktedir. Bu eserinden hikâyecinin çıraklık ve kalfalık dönemini geride bıraktığı anlaşılmaktadır. Ümit Fehmi Sorgunlu’nun 30 yıldan fazla emek verdiği hikâye türünde çokta fazla kitap çıkardığı söylenemez. Topu topu dört hikaye kitabı var onun. Bu biraz da imkan meselesidir. Anlaşılan yazar gazete ve dergilerde yayınladığı çok sayıdaki hikayesini kitaplarına almamıştır.
   İslâmî Türk edebiyatı tutumunu benimsemiş olan hikâyeci bu kitabı ile bize bundan sonra daha iyi eserler verebileceğini de göstermiş olmaktadır. Kanaatimce Ümit Fehmi Sorgunlu hikâye’nin tıpkı şiir gibi bir dili işleme sanatı olduğunu unutmaz ve Türk ve Dünya hikâyeciliğini yakından takip eder ve Türk ve İslam tarihini zengin bir kaynak olarak yeniden keşfederse bize yeni ve güzel hikâye kitapları verebilecek kapasite ve birikime sahiptir.           
   
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!