Vedat
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 301
|
 |
« : Ağustos 19, 2007, 01:24:17 ÖÖ » |
|
Kültür ve Sanat Bakanlığı Mehmet Nuri YARDIM Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ikiye ayrılması gerektiğini Hürriyet’ten Doğan Hızlan yazdı. Gündeme gelen bu konu hakkında konuşanlar, genelde Kültür Bakanlığı’nın müstakil olması gerektiğini söylüyorlar ki, doğrusu da budur. Aslında bu, çok eski bir tartışma. Daha önceleri Kültür Bakanlığı bağımsızdı ve bu bünyede daha verimli çalışmalar yapılabiliyordu. Aynı zeminde bulunması gerekmeyen ‘kültür’ ve ‘turizm’in tek çatı altında tutulması, bana hep zoraki evlilikleri hatırlatmıştır. Zoraki nikahlardan hayır çıkmaz, iyilik güzellik de doğmaz. Bana göre Turizm ve Tanıtma Bakanlığı ayrı bir bakanlık şeklinde oluşturulmalı. ‘Kültür’e ise kardeş kavram olan ‘sanat’ eklenmeli ve “Kültür Sanat Bakanlığı” yeni hükümet kurulurken hizmet vermeye başlamalıdır. İnanıyorum ki böyle bir tasarruf, kültür sanat çevrelerinde büyük bir heyecana vesile olacaktır. Peki buna neden ihtiyaç var, anlatayım: Öncelikle kültür ve sanat artık ülkelerin vazgeçilmezleri arasına girmiştir. Millî sanatını, millî kültürünü, millî edebiyatını koruyan, yaşatan ve geliştiren milletler öne geçmekte ve adlarından söz ettirmektedirler. Turizm bu gelişmelerin ardından büyümekte ve yabancıların ilgisi çoğalmaktadır. Kültür ve sanat çok geniş bir çevreye yayılmış bulunmaktadır. Bizde sinema, tiyatro, resim, opera, bale gibi genelde batı kaynaklı sanatlar zaten icra ediliyor. Ama öte yandan hat, tezhip, minyatür, ebru gibi klâsik Türk sanatları da son yıllarda canlanmış ve toplumdan büyük bir ilgi görmeye başlamıştır. Sadece İstanbul’da her yıl 200 bin civarında kişi geleneksel sanatlarımızı öğreniyor. Batı müziği belirli çevrelerde dinlenirken, Türk müziği büyük bir atılıma geçmiştir. Türk sanat müziği ve Türk halk müziği iki ayrı koldan ilerlemekte ve toplumun en çok sevip dinlediği müzik türleri olarak göz doldurmaktadır. Özel televizyonların müzik yarışmaları da bu talebin karşılanma gayretinden başka bir şey değildir. Yayın dünyasında başat türü, kültür sanat kitapları oluşturmaktadır. Yüzlerce yayınevi, şiir, hikâye, roman, tiyatro, deneme, mektup, hatıra ve diğer edebî türlerde birbirinden seviyeli eserleri kültür hayatımıza kazandırmaktadırlar. Televizyon dizilerinde yerli kaynaklara yöneliş var. Türk ilim, kültür, sanat ve edebiyat adamları hakkında önemli belgeseller hazırlanıyor. Gazeteler kitap ekleri vermeye başlamış, televizyonlar da kitap kültür sanat programları yayımlamaya başlamıştır. Ayrıca kültür sanata dâir bugüne kadar ele alınmamış, tespit edilememiş ve ölçüleri konmamış temel meseleler vardır. Edebiyat, tiyatro ve müzik dünyasındaki telif meselleri tam anlamıyla çözülememiştir. Velhâsıl bu problemler o kadar dağ gibi büyümüş ve birikmiştir ki, artık bir bakanlığın önemsenmeyen küçük parçasına sığamamaktadır. Üstelik biz ABD gibi 200 yıllık geçmişi olan bir ülke değiliz. Binlerce senelik mazisi bulunan, göz kamaştıran, gönül okşayan ve nesilleri beslemiş zengin bir kültüre, millî bir sanata ve zarif bir edebiyata sahip bulunuyoruz. Türk şiiri, dünya edebiyatında en mükemmel olandır. Nesrimiz, okunduğu meclisleri taçlandırmaktadır. Herkes, mûsikîmize vurgun, mimârîmize hayrandır. Hüsn-ü hat’ta dünyanın en büyük sanatkârlarını yetiştirmişiz. Tezhip, minyatür ve ebru ile resim nasıl yapılır, cümle âleme göstermişiz. Bütün bunlar doğru da, bu üstünlüğümüzü cihana gösterebildik mi? Önümüzdeki yıllar altın değerinde önemlidir. Türkiye, millî kültürü ve sanatıyla şahlanmalı ve öncü rolüne yeniden bürünmelidir. Bu da ehliyetli, haysiyetli ve çalışkan bir bakanın başında bulunacağı Kültür ve Sanat Bakanlığı’nın gayretleriyle mümkün olabilecektir. Elbette bu bakanlığa titizlikle seçilecek ve görev alacak müsteşar, müşavir ve üst yönetici kadronun Türk sanatını, kültürünü dışarıda temsil kabiliyetine haiz olması gerekir. Yeni hükümet kurulurken, herkesin ortak temennisi Kültür ve Sanat Bakanlığı’nın ihdas edilmesi, bu köprüyle muhteşem mazimizin muazzam bir istikbale şerefle taşınmasıdır. Bekleyelim, göreceğiz.
|