Şubat 11, 2012, 06:14:59 ÖÖ *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
 

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Şarkıcı Bülbül  (Okunma Sayısı 181 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Dagli16
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 19



« : Eylül 05, 2009, 12:02:48 ÖS »

Uzaklardan  gelen  nağmeler   kulaklarından  ruhunun   derinliklerine   yayılmıştı,   İhtiyar Kaplumbağanın. Yuvasından çıktı. Büyük ve  ağır  kabuğunu  zorlukla  sırtında  taşıyordu. Ayakları ağrıyordu,  ama olsundu. Sıkıntıya katlanacak fakat  en güzel öten, en güzel şarkı söyleyen Bülbül’ün konserini kaçırmayacaktı. O Bülbül ki, aman efendim, bir ses bir nefes! Duyanlar elindeki işini bırakır, dinlemeye koşardı.. Zalim, bir de  yakışıklıydı  ki.. Şöyle  bir  yan döner, kafasını yukarıya kaldırıp şarkı söylemeye başladığı zaman, dinleyenler mest olur “ Ah “ çekerler, biçareler, mecnunlar “ Of “ çekerlerdi.

İki ay önce tüm çevre ormanları şampiyonlarının katıldığı güzel ses yarışmasında birinci olup     “ Şampiyonlar Şampiyonu “  ünvanını almıştı. Kendisine armağan  edilen büyük  bir  yuvada yaşıyordu. Yuvanın temizliğine ve yiyecek işine yardımcıları bakıyordu.  Konserler  veriyor, çok kazanıyor, çok harcıyordu. Yakın dostları, arkadaşları yüzleri aşmıştı. Hepsi, iltifat ediyor, övgüler yağdırıyor, çevresinde pervane oluyordu. Bu böyle dört ay daha devam etti. Havalar  soğumaya başlamıştı. Orman hayvanları kış  uykusuna  yatmaya  başladılar. Bülbül, yakın arkadaşları ile görkemli yuvasında eğlenceler tertipliyor, şarkılar  söyleyip,  sabahlara  kadar zevk ve eğlence ile vakit geçiriyordu.

Karlı bir kış günü Bülbül yuvasından  çıktı. Daldan  dala  neşe  ile  uçarken  yoruldu. Terledi. Susuzluğunu gidermek için, biraz kar yedi. Tekrar havalandı. Uçtu.Uçtu..Akşamüstü yuvasına geri döndü. Arkadaşları evde toplanmışlardı. Bülbül’ün  gelmesiyle  eğlenceler  tekrar  başladı. Sabahlara kadar yediler, içtiler, güldüler, oynadılar. Arkadaşları gittikten sonra, Bülbül odasına  girdi. Yatağına yattı. Derin bir uykuya daldı.

Vakit öğle üzerini geçmişti. Bülbül uyandı. Başı sersem gibiydi. Ter  içindeydi.  Yutkunmaya çalıştı, yutkunamadı. Boğazı yanıyordu. Aklını toplamaya çalışırken, dün terliyken soğuk  kar yediğini hatırladı. Hastalanmıştı. Hemen doktor Sincap Bey’i çağırdı. Doktor Sincap, Bülbül’e dinlenme tavsiye etti. Çeşitli ilaçlar yazdı, haplar verdi. Bülbül, bu tavsiyeleri aynen uyguladı. Birkaç gün sonra iyileşti, ayağa kalktı. Ertesi gün odasında yalnız olduğu bir sırada canı şarkı söylemek istedi. Kendisini ne kadar zorladıysa da fark etmedi; sesi eskisine göre, daha  kalın, boğuk ve çatallı  çıkıyordu. “ Bu  sesle  şarkı  söylemeye  kalkarsam  herkesin  yanında  rezil olurum. Beni alaya alırlar. En iyisi hiç kimseye bundan söz  etmemek  “ dedi  kendi  kendine. Sonraki üç ay aynı şekilde eğlenceler devam etti.

Nisan ayı geldiğinde kış bitmiş, havalar ısınmıştı. Orman hayvanlarının çoğu kış uykusundan uyanmışlardı. Hemen ormanda konser tertipleyen organizatörler harekete geçtiler. İlk durakları Bülbül’ün yuvasıydı. Büyük paralar vaat ettikleri  halde Bülbül  bütün  teklifleri  geri  çevirdi. Aslında  paraya  çok  ihtiyacı  vardı.  Kış  mevsimi  boyunca  dostlarıyla  birlikte,  geçen  yaz kazandığı paraları harcamıştı. Hazıra dağlar bile dayanmazdı. Çok uğraşıp, çalışıp çabaladığı halde, eskisi gibi güzel şarkı söyleyemiyordu. Sonunda, orman hayvanları arasında Şampiyon Bülbül’ün sesini kaybettiği hakkında söylenti çıktı. Kimseler evine uğramaz oldu. Hizmetçiler, evi terk etmeye başladılar. Bülbül,  maaşlarını ödeyemez duruma gelmişti. 

Eski şarkıcı Bülbül, görkemli yuvasında yalnız kaldı. Çaresizdi. Tarifsiz acılar içindeydi. En güzel şarkı söyleyen şarkıcı seçilmiş, konserlerde büyük paralar kazanmış, kısa sürede baş döndürücü bir hızla yükselmişti. Gençti,  tecrübesizdi,  aldanmıştı.  Dostları,  can  arkadaşları neredeydiler şimdi? Fakat onlara  da  kızamıyordu: “ Beni  hiçbirisi  zorlamadı  ki,  her  gece eğlenceler düzenle, paralarını bizim için harca diye. “ Ayrıca, soğuk bir kış günü terli terli kar yemişti. Ya buna ne demeliydi?..

İhtiyar Kaplumbağa  günlerdir çok üzgündü. Sesine hayran olduğu yakışıklı Bülbül’ün haline kahroluyordu. Duydukları doğruysa, Bülbül sesini kaybetmişti. Bülbül’ü evinde arıyor, fakat bulamıyordu. Bir gün ormanın tenha bir yerinde Bülbül’le karşılaştı.

Kaplumbağa:
“ Merhaba  Sayın  Bülbül.  Ne  zamandır  sizinle  tanışmak  istiyordum. Geçen  yıl  siz  şarkı  yarışmasını kazandığınızda ben de seyirciler  arasındaydım. Sesinizi ilk  kez  orada  duydum, hayran kaldım. Daha sonra verdiğiniz konserlerden hiçbirini kaçırmadım. Siz şarkı söylerken, kendimi bulutların üzerinde gibi hissediyorum  “ dedi.

Bülbül:
“ Ne yazıktır ki, hepsi  mazide  kaldı.  Hatıralar  hayal  oldu.  O  bülbül  yok  artık  aramızda. Duymuşsunuzdur, karlı bir kış günü uçarken yorulmuş ve biraz  kar  yemiştim.  Hastalandım. Hastalık birkaç günde geçti. Fakat sesimi kaybetmiştim. Param çokken yanımdan ayrılmayan dostlarım beni terk ettiler…Her neyse, sizi de meşgul etmeyeyim, belki işiniz  vardır  “ dedi.

Kaplumbağa:
“ Bakın  Sayın Bülbül. Ben tam yüz on yaşındayım. Nice  olaylara  tanık  oldum. Bunca  uzun süren yaşamım boyunca kimseye zararım  dokunmadı. Aksine  birçoklarına  yardım  ettim  ve karşılık beklemedim. Anladığım kadarıyla, sesinizi etkileyen, ses tellerinizin iltihaplanmasıdır.  Dumanlı dağdaki “ Şifa Veren İksiri “ ağır hastalıklar sonucu  oluşan  arazların  giderilmesine birebirdir. Bu iksirin içinde bulunan elementler, çeşitli hastalıklara iyi geldiği gibi,  ses  telleri ve  gırtlak üzerinde de olumlu etkileri vardır. İksirden günde üç bardak olmak üzere  dört  gün boyunca içeceksin, dört gün  sonunda  sesinin  düzeldiğini  göreceksin. Haydi  bakalım  Sayın Bülbül, yolun açık olsun  “ dedi.

Bülbül, Kaplumbağa ile vedalaştıktan sonra, bir ok gibi gökyüzüne yükseldi. Kaplumbağanın söyledikleri doğru ise ve sesi düzelirse, tekrar  eski  güzel  günlere  dönebilecekti. Fakat  çok daha bilinçli ve tutumlu olacaktı. Bülbül, uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra, dumanlı dağa vardı. İksirin aktığı pınarı buldu. Dört gün sonunda, sesi eski sağlığına kavuştu. Tekrar ormana  döndü. İlk işi kaplumbağa ile buluşmak oldu. Son derece sevinçliydiler. Hemen  gidip  konser tertipleyen bir organizatörle anlaştılar. Bülbül’ün konserler  vereceği  haberi  ormanda  büyük yankı uyandırdı. Orman hayvanları, Bülbül’ün büyüleyici sesini dinlemeye  koştular.

İki hafta sonra: Bülbül eski güzel günlere  nihayet dönmüştü.  Kazandıklarını harcarken  tutumlu davranıyor, gereksiz harcamalardan  şiddetle  kaçınıyordu. Bir  işe  karar  vermeden önce  Kaplumbağa’ya danışıyor,  onun söylediklerini harfiyen uyguluyordu. Organizatörlere yardımcısı olduğunu söyleyip ayrıca Kaplumbağa’nın para kazanmasını sağlıyordu. Zevk ve eğlence arkadaşları: “ Neden tekrar evinde eğlence düzenlemiyorsun?..“  diye  sorduklarında buruk bir şekilde gülümsüyor, “ Yakında arkadaşlar, yakında…” diyerek  geçiştiriyordu. Bu arkadaşlarıyla daima arasında belirli bir mesafe bırakıyordu.

En acılı günlerinde karşılık beklemeden yardımcı olan, üstün bilgi ve engin hayat tecrübesine sahip bulunan yüz on yaşındaki ihtiyar  Kaplumbağa’ya  sarılıyor  ve “  Bir  gerçek  dost  bin posttan iyidir..”  diyordu.

Yazan:  Serdar Yıldırım
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!