YAR
TÜRKÇESİ.NET
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 30
|
 |
« Yanıtla #1 : Ağustos 30, 2007, 23:42:52 ÖS » |
|
"PERVANENİN RÜYASI" hakkında bir yazı kaleme almak muradında olmakla birlikte, henüz muvaffak olamadım; fakat, eser hakkında acizane (haddim olmayarak) okur gözüyle birkaç kelam ile kanaatimi ifade edeyim. (FUZULÎ ROMANI), tarihî malumata muvafık bir eser evvela. Eseri roman sanatı açısından değil, romanı mazruf/muhteva bakımından değerlendirmek istiyorum. Roman özellikleri açısından değerlendirecek akademisyen yada diğer eleştirmenler elbette vardır. Sanatı ifade imkanı olarak kabul edersek, roman da bir ifade imkanıdır. Vedat Ail Tok, bu imkanı güzel kullanmıştır. Yalnız Fuzulî değil, dönemin şuarası (Zâtî, Hayretî, Hayâlî, Bâkî...) kendi karakterleri ile karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca diğer ulemâ, umerâ, serasker... zaman ve mekan uyumuyla eserde yer almakta. Bu manada yazar bize M.Necati Sepetçioğlu'nu hatırlatmaktadır ki, tarihi gerçeklik ve sahici karakterlerin romanda hayat bulması aynı başarı ile gerçekleştirilmiş... Ancak Sepetçioğlunun o güzel eserlerinde bazen okuru yoran uzun tasvirler/anlatım varken, TOK'un 'Fuzulî Romanı'nda sade, akıcı, anlaşılır bir dil hakim. Şüphesiz romanın yazılış gayesine muvafık bir dil tercih edilmiş; güzel de yapılmış. Çünkü kadim edebiyatımızı/Şuara lisanını bugüne takdim ederken 'Yunus'un dilini kuşanmak lazımdır. Adeta dünden bügüne köprü olmak... Edebiyatımızın günümüzde mühim isimlerinden velud kalem Mustafa Miyasoğlu'nun eser hakkında tanıtımını okudum. Bilahare PERVANENİN RÜYASI yazarının bir değerlendirmeye cevabını da okudum. İmdi, FUZULÎ ROMANI'nı ilk elime alışımda bana bir eseri hatırlatmıştı: İskender Pala'nın "Babil'de Ölüm, İstanbul'da Aşk". Pervanenin Rüyası'nı okuyunca gördümki bu tahattur sadece diğer eserin daha evvel kisve-i tab'a bürünmesinden ve bilinmesindendir. İki eser arasında bariz fark vardır. Pervanenin Rüyasın'da 'insandan' yola çıkılır ve insan konuşur. Diğer eserde 'eserden' yola çıkılır ve eser konuşur. İki Farklı eserden bahsedebiliriz... "Ağaçlarda sabahın telâşı var...", "Ne olursa olsun, yalnızlığı seçmişti Fuzulî. Belki de yalnızlık onu...Yalnız olmasa, yalnızlık olmasa, Fuzulî olmayacaktı belki de.", "Zâtî'nin elinde bir çizme. Dikişleri simetrik atıyor. Tıpkı bir matla beytinin yahut aruzun 4 mefâîlün kalıbıyla söylenmek istenen bir musammat gazelin iç kâfiyelerini örer gibi.", "akşam ve gurbet, belki bir şairin ilham kaynağıydı; ama bunu yaşarken şiir yazmak aklına gelmez herhalde. Çünkü yaşanan başlı başına hüzün şiirinin ta kendisiydi." Ne güzel ifadeler... Romanın yazarı, eserde anlatılan tarihe, dile, şiire, kültüre, şuura ve en mühimi yüreğe sahip ki, vukufiyetle kaleme aldığı eser, kendini "kökü mazide olan âtî" olarak gören memleket evlatlarına rehber niteliğindedir. En iyisi siz hemen bir "FUZULÎ ROMANI" temin edin efendim...
|