GÜL ÇOCUK/İsa YAR
—Bekir Oğuzbaşaran’a
Oku güzel çocuk,
O’nun adıyla oku.
Çevir üzerine gelen oku,
Kır kahpe ellerde kurulan yayı!
Oku!
O’nda başlar, O’nda biter her sayı…
Tankları taşlayan çocuklar varmış.
Şehirler tarihe bakıp ağlarmış.
O gül, ah, rengiyle her gün kanarmış…
Oku sen ey! Cennetten koku;
Gül kokulu yârdan
Muhabbet doku.
İmanla içiçe barınmaz korku.
Unutma
Bugünü, garbı, Altay’ı
Hazırla sefere börkü, al tayı…
Anneler Bağdat’ta evlat ararmış,
Kubbeler göklerden medet umarmış,
Ebabil kuşları adres sorarmış…
Güzel çocuk, gül çocuk
Sen ağlama gül çocuk.
Gözyaşı sanki sümbül
Avazı bülbül çocuk…
Bu dünya mazluma ne kadar darmış.
O gül ah! rengiyle her gün kanarmış.
Ebabil kuşları adres sorarmış…
BEKİR OĞUZBAŞARAN VE BİR PORTRENİN ŞİİRİ
Senem GEZEROĞLU
“İşlenmemiş bir lisan, gülü solmuş hâr gibi
Şiirle zenginleşir, güzelleşir nâr gibi
Her şey aşktan ibaret, der, bir yerde Fuzûlî
İlimsiz şiir çöker, temelsiz dîvâr gibi…”
Bende ayrı bir yeri olan yukarıdaki Fuzûlî portresini ve bunun gibi yüzlerce şiirini kendi el yazısından okuduğum saygıdeğer hocam Bekir Oğuzbaşaran, Fuzûlî’nin “İlimsiz şiir, temelsiz duvara benzer.” lâfzını şiir felsefesinin temeline oturtarak ilim ve ilhâmın birleştiği yeni şiirlerle çıkıyor karşımıza.
Her okuyuşta dudağımda farklı ses, dimağımda farklı bir anlam bırakan şiirleri kendisinin sohbetiyle bir kat daha renklenmektedir. Kendi ifadesiyle, on iki yaşlarına kadar inen bir edebiyat tutkusuna sahip olan Bekir Oğuzbaşaran’da, elli yıllık birikim günümüze nesir olarak yansırken son yıllarda mekânını nazma bırakmıştır. İçinde beslediği bu derin ilgi, sevgi ve bilgi beraberinde üniversite hocalığını ve geniş bir kültür-sanat dairesi etrafında dönen şâir-yazar vasfını getirmiştir. Oldukça girişken bir yapıya sahip olan hocama edebiyatla ilgili hemen her panel, sempozyum, konferans, dinleti…de rastlar; onun mülâkat, deneme, tanıtım yazılarını ve şiirlerini ise hemen hemen her dergide görürdüm. Kayseri’de düzenlenen kültür-sanat ve edebiyat etkinlikleriyle uzaktan ya da yakından ilgisi olan Bekir Oğuzbaşaran, bitmek bilmeyen enerjisi ile günümüz gençlerine taş çıkaran bir rûha bürünür gözümde. Onda beni etkileyen ve benim için bir örnek teşkil eden en önemli özelliklerin başında hazırcevaplılığıyla birleşen zekâsı; en küçük teferruâtı dahi bünyesinde saklayan hâfızası; öğrenme-araştırma merakıyla beslenen derin ilmi; dile ve imlâya olan dikkati ve edebî sohbetlerde, meclislerde bu vasıflarıyla öne çıkan şahsiyeti gelir.
Birinci elden okuduğum, küçük kağıt parçalarına yazılmış şiirleri, hocamızın sohbetiyle birleşince muhâtabını ayrı ayrı dünyalara sürükler. Zira edebiyat ilmi ve bu ilmi işleyiş kabilîyeti bir portresinde şu şekilde okuyana sunulur:
SELMA BAŞ
O bir bilim insanı…İsveçli Selma değil
Yeni’nin çalışkanı…Güneri Selma değil
Ne “Filozof” şiiri, ne “Fazıl” hemşiresi
Edebiyat uzmanı…Hayalî Selma değil…
Bekir Oğuzbaşaran’ın Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nden öğrencisi Selma Baş hakkında yazdığı bu portrede, birbirinden farklı Selmalardan bahsedildiğini ve dönüp dolaşıp Yeni Türk Edebiyatı hocası Yrd. Doç. Dr. Selma Baş’a geldiğini görmüş ve bahsi geçen bütün Selmaları bildiğim hâlde hocamızın sohbetine nâil olabilmek için bir muziplik yaparak sormuştum: “Hocam, bu Selmalar da kim?” Portrede geçen İsveçli Selma’nın 19O9’da Nobel Edebiyat Ödülü almaya hak kazanan ilk kadın yazar İsveçli Selma Lagerlöf olduğunu ifade ederken Selma Güneri’nin de Türk sinemasının ünlü kadın sanatçılarından olduğunu ekledi. “Ne ‘Filozof’ şiiri” derken feylosof lâkabıyla Rıza Tevfik Bölükbaşı’nı hatırlattığını ve şâirin 19O3’te Serâb-ı Ömrüm adlı kitabında yer alan “Selma…Sen de Unut Yavrum!” isimli şiirine gönderme yaptığını belirtti. “Ne ‘Fazıl’ hemşiresi” derken ise Necip Fazıl’ın küçük yaşta vefat eden kardeşi Selma’yı yâd ettiğini söyledi. Söz Necip Fazıl’dan açılmışken konuyla ilişkili olan bir anıyı üstâdın kendi ağzından anlatmadan da edemedi:
“Selma'ya ait bir hatırâm sonra sonra beni yakacak hâle geldi: Büyük babamdan kıpkızıl bir lira çeyreği kopardığım bir gün, onu Selma'ya göstermiştim. Yavrucağın elinde ısırılmış, mini mini dişlerinin izini taşıyan bir elma vardı. Lira çeyreği o kadar hoşuna gitmişti ki, o ebediyen mahzun, yahut hüzün ebediyetiyle dolu gözlerini bana dikmişti de:
- Ağabey, demişti, bu elmayı sana vereyim de o parayı bana ver! Biraz ısırdım ama; ziyanı yok, değil mi?
Pırıltılı lira çeyreğini vermiş; fakat elmayı da almak gibi bir gaflete düşmüştüm.
Sonra sonra dövündüğümü hatırlıyorum:
- Ah, niçin lira çeyreğini verdim de, hafifçe ısırılmış elmayı kendinde bırakmadım? Niçin "O da senin olsun!" diyemedim.
Hayatımın ilk büyük vicdan azâbı budur.”
“Kendisini vakfetmiş ‘Sanat/l Âlemi’mize”
Şiiristân vâlisi Mehmet Nuri Yardım’dır…”
dizelerindeki Mehmet Nuri Yardım hocamızın
www.sanatalemi.com sitesinin kurucusu olduğunu hatırladığım,
“Şiir zevki de olan asker kökenli hoca
Türk’e özgü her şeyi armağanca seviyor…”
dizelerinin muhâtabı olan M. Metin Karaörs hocamızın eşinin Armağan olduğunu öğrendiğim ve,
“Edebiyat hocası, hem beyni, hem gözü Tok
Eleştirilerinde dobra dobra, sözü Tok”
dizelerinde tasvir edilen Vedat Ali Tok hocamızı tanıdığım vakit portrelerin güncel, özel ve reel bir değer taşıdığını da kavramış oldum.
Kendisiyle gerçekleştirdiğimiz sohbetlerimizde Bekir Oğuzbaşaran, Türk şiirinde yenilikler yaptığını vurgular. Örnek olarak, kaleme aldığı şiirlerinin birkaçında üç farklı şahıs hâkimdir. Şöyle ki, dörtlük birinci tekil, ikinci tekil ve üçüncü tekil şahıslarda ayrı ayrı okunduğu zaman anlam şahsa göre değişirken şekil aynı kalır. Bunlardan Mevlânâ’nın “Hamdım, piştim, yandım.” lâfzını da içeren bir şiiri alalım:
MEVLÂNÂ
Tebrizli Şems yoluyla ilâhî aşka kandı/m/n
Zâhir âlimi olsa/m/n dahi gerçekte hamdı/m/n
Sır potasında pişti/m/n Muhakkık Tirmizî’nin
Güneşe yaklaştıkça pervâne gibi yandı/m/n…
Görüldüğü üzere şiir, üç farklı şahısla yorumlanmaya müsaittir: Ben, sen ve o.
Hocamızın beyân ettiği bir başka şiir özelliği ise Dîvan Edebiyatında sıkça kullanılan musammat tarzının onun portrelerine yansımasıdır. Dörtlüklerinin çoğunda yarım kafiye ve redif ile sınırlı kalan bu ses benzerliği, şiire bir ahenk katması bakımından önemlidir.
ALİ RIZA NAVRUZ
Kayseri’de şiire / ömrünü verenlerden
Belli bir söyleyişe / kolayca erenlerden
Haklı eleştiriye / kulak verseydi eğer
Olurdu yükseklere / postunu serenlerden…
Yukarıda 14’lü hece ölçüsüyle yazılmış şiir, işaretli yerlerden ikiye bölündüğünde sanki 7’li hece ölçüsüyle yazılmış yeni bir şiirin sesi gelir. Aynı durum Nurkal Kumsuz hocamız hakkında yazılan bir portrenin son iki mısrasında daha bârizdir:
“Araştırmadan yazmaz / eleştirmeden durmaz
Gayûr demek ona az / Kayseri ona dardır…”
Bekir Oğuzbaşaran’ın anlam yanında sese verdiği önem üzerinde de durmakta fayda vardır. Zira yazdığı şiiri defalarca denetleyen ve yeniden kaleme alan, bununla da yetinmeyip şiir son hâline gelinceye kadar etrafındakilerin görüşlerini soran hocamız, şiirde hem şekil hem mânâ hem de sesin zirvesine ulaşmak ister.
“İlmiyle Âmil âlim, bir Çelebi insandı
Hayrânî mahlâsıyla Dîvan tarzı yazandı”
Âmil Çelebioğlu hocamız için yazdığı portrenin bu ilk mısralarında tekrarlanan 12 tane “a”, 9 tane “i” ünlüsü ve 7 tane “l” ünsüzü aliterasyon ve asonans sanatlarına verdiği önemin bir delîlidir.
Şiiri ve sanatına dair ona şevk veren tepkileri sorduğum vakit ise (alfabetik sırayla) Abdullah Satoğlu, Abdurrahim Karakoç, Fuat Tok, Hüseyin Türkmen, Mustafa Miyasoğlu, R. Mithat Yılmaz, S. Burhanettin Akbaş, Senem Gezeroğlu, Sergül Vural, Ümit Fehmi Sorgunlu, Vedat Ali Tok ve Yüksel Kalkan gibi isimlerin yanında Cihan Okuyucu, Mustafa Aslan ve Yavuz Bülent Bâkiler’in manzum tarzla şiire mukabele edişini müteşekkir bir edayla anlatır.
“Bizim irfânımızdan süzülüp gelen adam!
Bir çelebi, bir güzel, haddini bilen adam!
Ömrü boyunca yalnız, Hakk’a eğilen adam!
Er kişidir vesselâm Bekir Oğuzbaşaran.”
Yavuz Bülent BÂKİLER
“Sahibine râcidir bütün o güzel sözler
Zerrede cihan görmek bu ne büyük bir hüner
İltifatlar bir yana gerçeği şu ki dostum
Sizden gelen bir selâm iki cihana değer”
Cihan OKUYUCU
Yazılan yüzlerce manzum portre ve gelen cevaplar bu fakîrin nazarında; kültür-sanat ve edebiyat ile uğraşan insanların birbirine âşina olmasıyla kaleme alınan, gönül aynasından sızan vefadâr ve edebî yansımalardır. Nef’î ne diyor:
“Ehl-i dil birbirini bilmemek insâf değil”
Biz Aynı Derginin Çocuklarıyız
Nazım Payam
Sanat dünyasına ilk adımımı “Erciyes” dergisinde attığımdan Kayserili şair ve yazarlarla tanışıklığım çok eskilere dayanır. Herhangi bir yerde herhangi bir Kayserili sanatçıyla karşılaşsam kırk yıllık dostmuşuz gibi kaynaşıveririz. Mahalleden, sokaktan değil de dergilerden tanıdıklar, dostlar bu arkadaşlığı perçinler. Bizim de böyle bir mazimiz var. Kayseri, İstanbul’dan sonra en fazla kültür sanat dergisi çıkaran ilimiz. Onlar da öyle; Hazar Şiir Akşamlarına ilk defa katılan ve yüz yüze ilk defa görüştüğümüz Muhsin İlyas Subaşı’na, elde olamayan sebeplerden yeterli ilgiyi gösterememiştim. Subaşı, kızgınlıkla sitemini belirtirken ne kadar mahcup olduğumu anlatamam. O sitemde dostlardan, muhabbet duyduklarından beklentisine cevap veremeyen bizler alacağımızı almıştık. Kayseri’ye gittiğimde, ben de görüşemediğimiz Emir Kalkan’a sitemlerimi göndermiştim. E-postayla üzüntülerini belirtmişti Emir.
Kültür geni zengin bir şehir Kayseri… Her kalem erbabı da Kayseri’ye bir şekilde bağlıdır. Mesela Mustafa Miyasoğlu ile hiç karşılaşmamışız; ama karşı kaldırımda yürüdüğünü görsem: “Yahu nereye?” diye seslenecek kadar kendime yakın buluyorum. Her ay muhakkak bir telefon görüşmemiz vardır Mustafa Bey’le, ağabeyimi dinler gibi dinlerim onu. Sonra Vedat Ali Tok, Ümit Fehmi, Hüseyin Türkmen; sonra Nevzat Türkten, Âlim Gerçel… Türkten ve Gerçel Beyefendiler, sadece dergi çıkaran bir sanatçı olarak kalmadılar toprağı bereketli Kayseri’de. Toplayıp dağıttılar muhabbeti. Kayseri ile çarçabuk ruh akrabalığı kuruşumuz belki de ondan; orada çıkan dergilerden.
Bekir Oğuzbaşaran’la da aynı derginin, aynı sayfalarının çocuklarıyız: Oğuzbaşaran ile ne zaman karşılaşsak iki dakika içerisinde senli benli bir muhabbet bizi sarıp sarmalar. Önceleri Oğuzbaşaran’ın soyadıydı beni cezbeden. Sonra tanışmak nasip oldu. Tanıdığım bildiğim yazar şair dostların çalışmalarını daha bir dikkatle okuduğumdan ona muhabbetim arttı. Hafızamda sağlam bir yer edindi. Fakat Oğuzbaşaran’ın asıl etkilendiğim yönü onun mülayim sabrı; sanatta sürekliliği, kültür sanat dergilerine kıymet verişi, o derecede kadirşinas oluşudur.
Anladığım kadarıyla söyleyeyim: Bekir Oğuzbaşaran; hizmet etmeyi, yetiştirmeyi, değerlendirip taktir etmeyi seven, muhabbetinin alanını genişletmeyi şiar edinmiş bir şahsiyet. Ona bakan, onu hatırlayan; sanatı, edebiyatı, fikri hareketlerini ve Kayseri’yi hatırlar. Çünkü karşılarında ömrünü sanata edebiyata vakfetmiş bir hemşerimiz vardır. En son yayımlamış olduğu “Kültür ve Edebiyatımızdan Manzum Portreler” eseri bunun örneğidir.
KAYSERİ’NİN KÜLTÜR ELÇİSİ
Süleyman KOCABAŞ
Sayın dostum Bekir Oğuzbaşaran’ı ilkin dergiler, gazetelerdeki yazıları ve “Necip Fazıl” kitabı ile gıyaben tanımıştım. Şahsen tanışmamız, 1984 güzünde Raşit Efendi Kütüphanesi’nde oldu.. Dostum Muhsin İlyas Şubaşı ile kütüphane müdürü Ali Rıza Karabulut’u ziyarete gelmişlerdi. Oğuzbaşaran’la ilk karşılaşmam ve sohbetlerimden değerli ve alanında kabiliyetli bir kültür, sanat ve edebiyat adamı olduğunu keşfettim.
Oğuz başaranla tanışmamdan sonra dostluğumuz uzun yıllar devam etti. Kayserili kültür ve sanat adamlarıyla olan oturma ve toplantılarımızda değerli fikirlerinden çok faydalandım. Yazdığım kitaplarımın okuyor, samimi olarak imla ve noktalama hatalarımı bana bildiriyordu. Kitaplarımı yazarken kendisinden bu alanda çok faydalandım. “Marifet iltifata tabidir” derler. Oğuzbaşaran’ın yazmam konusundaki sürekli teşvikleri, diğer teşvikler yanında beni cesaretlendirmiştir.
Oğuzbaşaran, 198O’li yılların sonunda aramızdan bir müddet ayrılarak Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’ne öğretim üyesi olar olarak gitti. Van’da Kayseri’nin kültür elçisi oldu. Kayserili şair, yazar ve bilim adamlarını orada tanıttı. Van’ın dergi ve gazetelerinde yazılar yazdı. Berimle olan bir röportajı “2 Nisan Gazetesi”nde yayınlandı. Van üniversitesine beni tanıdan oldu. Tarih öğretim üyesi Saim Arı’dan bir mektup aldım. Beni kendisine Oğuzbaşaran’ın tanıtılığını ve kitaplarımı takın olarak istediğini yazıyordu. Gönderdim. Arı hoca, “Tarihte Adil Türk İdaresi” isimli kitabımı çok sevmiş ve ders kitabı olarak okutmaya karar verince benden 12O adet istedi. Kitaptan öğrencilere 4O puanlık soru sormuş ve kitabın öğrencilere Türk-İslam gurur ve şuuru vermede etkileri büyük olmuş. Van’da ilk defa hacimli bir kitap (bin sayfa) “Van Kütüğü” gibi değerli kaynak bir eseri de hazırlamak ve yayınlamak Oğuzbaşaran’a nasip olmuştur.
Oğuzbaşaran’ın Kayseri’ye gelip ilimize hizmet etmesi için teşvik ettik. Bizleri kırmayarak Erciyes Üniversitesi’ne naklini yaptırdı. Sayın rektörümüz Prof. Dr. Mehmet Şahin bu nakil olayına yardımcı olmuştur. Oğuzbaşaran’ın gelişi, Kayserimiz için büyük bir kazanç oldu. Kayseri kültür, sanat ve edebiyat hayatına daha da artarak hizmetleri devam etti. Benim hakkımda birçok gazeteler ve dergilerde biyografi yazıları ve kendisiyle röportajlarım yayınlandı.
Oğuzbaşaran’ın Türk Edebiyatı’na genel katkısı çerçevesinde manzum portreleri yazıp yayınladı. Bununla kültür hayatımızdaki büyük bir boşluğun dondurulmasına kaklısı olmuştur. Kendisini bu en verimli çağında daha da gayretli çalışarak Kayseri ve ülke kültürümüze yeni eserler kazandırmasını diliyorum..
BEKİR OĞUZBAŞARAN
Ali ÇAVUŞOĞLU
Adını lise yıllarımda, öğretmenlik yıllarımda daha çok bir şair olarak duyardım. Üniversiteye öğretim görevlisi olarak geçtiğim yıllarda, herhalde aynı senelerde “Bekir Oğuzbaşaran da öğretim görevlisi olarak galiba Van’dan gelmiş dediler. Bir sohbet sırasında Bekir Oğuzbaşaran adı geçince, o sıralar Kayseri Fen Lisesi’nde müdür yardımcılığı görevinde bulunan öğretmen arkadaşlardan İbrahim Şahin Bey “Bana edebiyatı sevdiren adam.” dedi. Daha da çok merak ettim o zaman Bekir Oğuzbaşaran’ı. İbrahim Bey, “Birlikte ziyaretine gidelim.” dedi. Onunla birlikte Bekir Oğuzbaşaran’a hoş geldin ve tanışma ziyaretine gidemedik, fakat ben derslerden fırsat buldukça üç ya da dört sefer bu zatı tanımak amacıyla gittim. Nasip değilmiş odasında bulamadım. Birkaç sene sonra görev yaptığım İlahiyat fakültesinde Türk Dili derslerine girmeye başladığını duydum. Bir gün odama elinde kitap ve dergilerle iri yarı, uzun boylu, saçları kırlaşmış mütebessim bir adam girdi. “Bekir Oğuzbaşaran” dedi. Böylece tanıştık. Gurur, kibir, “ben” bilmeyen bu “adam” fakültemizde görev yaptığı sıralarda sık sık uğradı odama; her gelişinde ya bir kitap ya bir dergi getirdi. Berceste için yazı yazmam tavsiyesinde bulundu. Fırsat bulunca birkaç kez yazdım. Doğrusu fırsat bulsam sürekli yazmak da istiyorum. Pek çok öğrencisine edebiyatı sevdirdiğinden eminim. Gerçekten değerli dostum İbrahim Şahin’in dediği gibi şiirin temiz, masum ve mütebessim dünyasında bütün bu vasıflar yüzüne aksetmiş bir “adam” Bekir Oğuzbaşaran.
Bekir Oğuzbaşaran’ın Özellikleri /Nurkal KUMSUZ
Kültür, sanat, edebiyat konularında herhangi bir olay, kişi, düşünce ve özlem dile getirilirken çevresindeki herkesin kalbinde derin bir muhabbet heyecanı dalgalandıran Bekir Oğuzbaşaran; insan olarak, kültür-sanat-ilim adamı olarak bütün yönleriyle mümtaz bir kişiliktir. Hayata Kayseri’de hazırlanarak İstanbul’da sanat dünyasına açılan ve Van’da ilim açısından olgunlaşma evresinin farklı bir boyutunu gerçekleştiren Bekir Oğuzbaşaran, Necip Fazıl ekolünde pişer. Kişiliği, sanatçı ve ilim adamlığı ile kendine has bir terkibe ulaşır. Onu tanıyan herkesin üzerinde farklı yönleriyle iz bırakır. Bu çerçevede özellikleri ile “özel” bir isim.
Engin bir düşünce ile çizgilerini belirginleştiren ve bu özelliklerin yönlendirdiği kişiliğini kendisi şöyle tanımlar:
“İlim, fikir, sanatta; hikemî tarz makamı
Son yıllarında şair, manzum portre ressamı
Deneme, inceleme, tenkide ömür verdi
Kaldıysa hayatının ikindi ve akşamı…”
Bekir Oğuzbaşaran’ın özelliklerini belirtirken, sanat birikiminin etkisini ve sürekliliğini yansıtması ile insanî yapısını aynı paralelde görmek gerekir. Çünkü o; yüksek karakterli, geniş kültürlü, inançlı, şuurlu, alçakgönüllü, müstesna yaradılışlı bir insan. Ayrıca; bilgisi, keskin mantığı ile yaratıcı bir eğitici.
Bütün bir ömrü daha planlı ve verimli geçirmede bilimin ve sanatın şartlara uymak gerektiğine inanan ilkeli bir yazar. Ona göre “Yazmak”; “Kıyısız bir denizde yüzmek gibi…” Pek çok gazete ve dergide kültür, sanat ve edebiyat konularında deneme, inceleme, biyografi, makale ve eleştiri yazıları ile kitaplara önsöz ve sunuş yazdı. “Necip Fazıl’ın Şiiri” adlı kitabı bulunmaktadır.
Araştırıcı zekâsı ile tahlil yeteneğini ince ruhu ve hassas kalbiyle birleştiren bir şair. Şiiri; “Şiir, sözü kalıplarda dondurmak sanatı/ Her şeyi yerli yerine kondurmak sanatı…” diye tanımlarken, tecrübeyi canlı ve ölümsüz kılma çabasındadır. Hafızasındaki kaynaşma ve mayalanmayı bütün halinde imbiğinden geçirerek şiir adına güzel düşleri gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır. “Kültür ve Edebiyatımızdan Manzum Portreler” ile “Rubaiyyat-ı Oğuz” isimlerinde iki şiir kitabı bulunmaktadır.
Sanat ve edebiyat ile ilgili pek çok faaliyetin; tertip komisyonunun üyesi, konuşmacısı veya jüri üyesi olarak aktif ismi. Sorumluluk aldığı her programda yürekli bir iletişim ağının gücünü ortaya koyar.
Her şeyin doğru yanını görmek için okuduğunu çok iyi hazmeden ve üzerinde söz söyleyeceği konuya nüfuz eden, zamanın yıpratamadığı müthiş bir hafıza.
Her çıkan kitabı sevinçle karşılayan ve elinden gelen yardımı esirgemeyen bir iyimser.
Hiçbir şeyi üstünkörü geçiştirmek istemez. Herhangi bir bilgi yanlışına düşmemek için ana kaynaklara başvurmada ısrar eder. Yazılarına son şekli vermeden önce çevresindekilerden görüş alır. Söylenenleri de büyük bir alçakgönüllülükle dikkate alır. Bir noktalama hatası dahi yapmamaya özen gösterir. Yazılarının zamanında yayınlanması için de gayretlidir.
Sanat hayatında kırkıncı yılını yorulmayan ve tazeliğini kaybetmeyen bir dinamizmle dolduran Bekir Oğuzbaşaran’a daha nice verimli yıllar diliyorum.
Bekir Oğuzbaşaran’ın Erciyes Dergisindeki Yazıları İçin Bibliyografya
Nevzat TÜRKTEN
Bekir Oğuzbaşaran, Kayseri dışındaki görevleri sebebi ile Erciyes Dergisinin bâzı aylık sayılarında ürünleri ile bulunamasa da Dergimizin önde gelen yazarlarındandır. Son zamanlarda, Kayseri’nin mûteber kültür dergisi Berceste’ye omuz vermesinden dolayı Erciyes’e yazı lütfu bakımından ilgisi azalmış olsa da; bugüne kadar Erciyes’te neşredilen yazı ve şiirlerinin sayısı altmış ikiyi bulmuştur. Kayseri dışında bulunduğu zamanlarda da ilgisini kesmemiş, etrafındaki yazarlarla Dergimizin temasını sağlamış, onların yazılarının Erciyes’e intikaline gayret etmiştir.
Bekir Oğuzbaşaran’ın Erciyes’in otuz bir yıllık münderecatında yer alan yazı ve şiirlerinin bir bibliyografyasının, Berceste’nin hazırladığı “Bekir Oğuzbaşaran” özel sayısında yer almasının faydalı olacağını düşündük. Ürünlerin sıralamasını, Prof. Dr. Ali Berat Alptekin’in 1-312 sayılarımızın, yâni yirmi altı yıllık münderecatın yer aldığı “Erciyes Dergisi Bibliyografyası”ndaki konu başlıkları ve sıralamasına uyarak sunmaktayız. Sıralamamız: Cilt ve sayı numarası, neşir tarihi, sayfa numarası, yazı veyâ şiirin başlığı ile yazının özet konusu olacaktır:
ÂŞIK EDEBİYATI VE ÂŞIKLARLA İLGİLİ YAZILAR
â) Âşık Seyranî ile ilgili Yazılar:
1) 4/44,Ekim 1981,s.içkapak; Seyranî Konusunda İki Teklif: Seyranî’nin daha geniş çapta ve Kayseri merkezinde anılması teklif edilmektedir.
2)5/54 (Seyranî Özel Sayısı),Hazıran 1982,s:23-27; Seyranî’de Manzum Atasözleri ve Deyimler: Atasözlerinin Seyranî’nin şiirlerindeki yeri değerlendirilmiş, atasözü ve deyimin târifi yapılmış,49 atasözü ve 31 deyime yer veren şiirler nakledilmiştir.
3)Aynı sayı, s:33-35;Seyranî İçin Diyorlar ki:Seyranî’nin şahsiyeti ve şiirleri üzerine fikir beyan eden bâzı neşriyat ile şâir ve yazarlardan, kısa-uzun altmışı aşkın metin nakledilmiş.
4) Aynı sayı.s:60-62;Kadir Özdamarlar’ın “Seyranî Bibliyografyası”:Bu bibliyografya ile Bekir Oğuzbaşaran’ca tanzim edilen bibliyografyaya yer verilmiş.
5)7/83,Kasım 1984,s:3-5;Seyranî’de Hz.Peygamber Sevgisi:Seyranî’nin konuya uygun şiirleri ile işleniyor.
DİĞER ÂŞIKLARLA İLGİLİ YAZILAR
5)22/256,Nisan 1999,s:1-3;Bir aşk şâiri olarak Ercişli Emrah: Emrah tanıtılıyor ve şiirlerinden örneklerle değerlendiriliyor.
6)23/265,Ocak 2000,s:27;Âşık Celalî’yi Nasıl Tanıdım: Âmâ âşık ile tanışma hikâyesi ve hayatı hakkında bilgi veriliyor ve şâirliği değerlendiriliyor.
DİNÎ VE TASAVVUFÎ TÜRK HALK ŞİİRİ
7)4/42,Ağustos 1981;Kayserili Muhtedî ve Mevlevî Şâir Yaman Dede: Gregoryen Türk iken ihtida edip Abdulkadir Keçeoğlu adını alan Diyamandi’nin hayatı,sanatı hakkında bilgi ve şiirlerinden örnekler verilmekte .
8- 14/63,Temmuz 1993;Yunus Emre Üstüne Notlar: Geniş izahatlı bir yazı
TÜRK DİLİ İLE İLGİLİ YAZILAR
9)10/117,Kasım 1989,s:17;ÖYS Türkçe Soruları: Sorulardaki uyduruk kelimeler, yanlış değerlendirmeler, Divan Şiiri hakkında haksız ve menfi değerlendirmeler v.s.
10)11/121,Ocak 1988,s:8;İmlâ Meselesi: İmlânın önemi ve uygulanması lüzumu üzerine…
YENİ VE ESKİ TÜRK EDEBİYATI VE EDEBÎ ŞAHSİYETLERLE İLGİLİ YAZILAR
11)3/30-31,Haziran-Temmuz 181,s:21-23;Kayseri Yazarları:1981 yılı îtibariyle Kayserinin kalburüstü yazarları ve ürünleri hakkında bilgiler.
12)9/98,Şubat 1986,s.3-5;Mehmet Kaplan’ın ardından: Mehmet Kaplan’ın şahsiyeti, hocalığı, hakkında yazılan ve söylenenler v.s…
13)9/100,Aralık 1986,s:21-23;Necip Fâzıl ve Şâirlik: Örnekleri ile Necip Fâzıl’ın şâirlik kudreti anlatılıyor.
14)10/115,Mart 1987,s:13-15;Şiir Görüşleri: Devirlerine göre şâir ve yazarların şiir hakkındaki görüşleri ve şiir tarifleri anlatılıyor.
15)10/116,Nisan 1987,s:10;Âkif Haklı: Mehmet Âkif-Tevfik Fikret fikir ayrılığı konusunda Âkif’in haklılığına dâir…
16)10/120,Aralık ı987,s:2;Türkolojide Yaprak Dökümü: Türkoloji ileri gelenlerinden vefat edenler hakkında bilgi veriliyor.
17)11/127,Temmuz 1988,s:22; “Mehmet Kaplan İçin” :Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü’nce 1986’da yayınlanan “Mehmet Kaplan İçin” adlı eserin muhteviyatı anlatılıyor.
18)13/149,Mayıs 1990,s:1-3;Çanakkale’nin Romanı: Çanakkale üzerine yazılan roman eksikliğinin telâfîsi lüzumu, yazılanlar hakkında bilgi ve konu üzerine geniş malûmat…
19)18/206,Şubat 1995,s:11-24;Necip Fâzıl’ın Şiiri Konusunda Yapılanlar ve Yapılması Gerekenler:Bu geniş yazıda şu ara başlıklar ve îzahları bulunuyor:Niçin N.Fâzıl’ın şiiri?,Necip Fâzıl’ın Şiiri,Sanatı,Aksiyonu;Türk Edebiyatı Dergisi Necip Fâzıl Anıt Sayısı,Mavera Dergisinin N:Fazıl’a Rahmet Özel Sayısı,Yönelişler Dergisi Necip Fâzıl Özel Sayısı,Kültür ve Sanat Dergisinin N.F.Kısakürek Özel Sayısı,N.Fâzıl’ın Şiiri (B.Oğuzbaşaran),Necip Fâzıl Kısakürek,Hayatı-Sanatı-Çilesi;Hakkındaki Yazılar-I (Osman Selim Kocahanoğlu),Suffe Kültür ve Sanat Yıllığı/1984 (Necip Fâzıl Armağanı), N.Fâzıl Kısakürek(Mustafa Miyasoğlu),N.Fâzıl Kısakürek (M:Orhan Okay),Bütün Yönleri İle N: Fâzıl Kısakürek’in Şiiri (Hasan Çebi),Çiledeki İnsan Necip Fâzıl (İhsan Kurt)ve Necip Fâzıl’ın Şiiri Konusunda Yapılması Gerekenler.
20)18/207,Mart 1995,s:1-8;Millî Birlik ve Bütünlüğümüz Açısından Mehmet Âkif ve Çanakkale: Sekiz sayfalık bu uzun yazıda konu geniş şekilde işleniyor.
21)21/241,Ocak 1998,s:33; Hayâlimdeki Edebiyat Dersi: Edebiyat Öğretmeni olan Yazar, edebiyat derslerinin nasıl uygulanması gerektiğini anlatıyor.
22)21/243Mart1998,s:8-10;”Şiir Üzerine Düşünceler” ve Şiir Sanatı: Yazıda “Şiir Üzerine Düşünceler” ve “Şiir Sanatı” yazıları bir başlık altında veriliyor ve konular izah ediliyor. Şiir Sanatı başlıklı yazısında Faruk Nafiz Çamlıbel’in “Şiir Sanatı” adlı şiiri sunuluyor.
23)21/248,Ağustos 1998,s:30-31;”Benim Antolojilerim Vardı”:Şiir antolojileri üzerine bir değerlendirme.
24)23/269,s:15-16;Şiir Nasıl Yayınlanmalı: Usulüne uygun yayın bilgileri meşhur yazarlara atıflarla anlatılıyor.
25)23/271,Temmuz 2000,s:21; Kötü Şâirin Vasıfları: Kimlerin kötü şâir sayılacağı anlatılıyor:
26)23/273,Eylül 2000,s:5-7;Namık Kemal’in Şiirlerinde Osmanlı: Namık Kemal’in Osmanlı üzerine şiirlerinden örnekler veriliyor.
27)28/327,Mart 2005,s:5-6;Bir Şiir Çınarı: Bekir Sıtkı Erdoğan: Şâirin hayatı, sanatı ve eserleri hakkında bilgi…
ŞİİRLER
28)24/288,Aralık 2001,s:23;Ey Şehr-i Ramazan.
29)26/289,Ocak 2002,s:32; Kerkük Üzerine 19 Hoyrat.
.30)26/307-8,Kasım 2005,s:64;Kayseri Çeşitlemesi.
31-34)31/49,Mayıs 2008(Kayseri Özel Sayısı) ,s:49;Bekir Oguzbaşan’dan şiirler:a) Kayseri Güzellemeleri, b)Seyyid Burhaneddin,c)Ahî Evran ve ç)Nevzat Türkten.
TARİH, SANAT TARİHİ VE COĞRAFYA İLE İLGİLİ YAZILAR
35)5/49,Mart 1982,s:21;Kayseri’ye Sâhip Çıkmak: Bir ilim merkezi olan Kayseri’deki kültür faaliyetlerine şehrin aydınlarının ilgi göstermesi ve iştirak etmesi lüzumu üzerine.
36)11/130, Ekim 1988,s:4;Erzincan:13 Haziran 1988 tarihinde Erzincan’da yapılan ve yazarın katıldığı Necip Fâzıl’ı Anma Günü’nden bahis ediliyor.
37)22/257,ayıs1999,s:14-15;Şiirin Aynasında Van: Van Belediyesi yayını “Van Şiirlerinden Seçmeler” kitabının tanıtılması ve değerlendirilmesi.
FİKRÎ, MİLLÎ, SANAT, EĞİTİM V.S.KONULU YAZILAR
38)3/29,Mayıs 1980,s:12;Kayseri Kültürü İçin: Geçmişten günümüze bir ilim merkezi olan Kayseri’nin kültürünün işlenmesi ve yeni nesillere aktarılması lüzumu üzerine bir yazı.
39)3/34,Ekim 1980,s:9;İnsanın Mes’uliyeti: İnsanın topluma karşı sorumluluğu konu ediliyor.
40)13/147,Mart 1990,s:21-23;Şiirimizde Fetih Rûhu:Fetih rûhu taşıyan şiirler işleniyor.
41)14/164,Ağustos 1991,s:5;Konumuz Eğitim: Doç.Dr. Necmettin Tozlu’nun eğitim ile ilgili iki makâlesi esas alınarak eğitim konusu işleniyor.
42)21/241,Ocak 1998,s:33;Hayâlimdeki Edebiyat Dersi: Edebiyat öğretmeni olan yazar, edebiyat dersinin uygulanmasının nasıl olması gerektiğini işliyor.
MİMAR SİNAN KONULU YAZILAR
43)12/33,Ocak 1989,s:22-25;Türk Şiirinde Mimar Sinan: Makâle şiir örnekleri ile hazırlanmış.
SOHBET YAZILARI
44)14/167,Kasım 1991,s:13;Yrd. Doç. Dr. Hasan Boynukara İle İngiliz Dili ve Edebiyatı Üzerine Bir Konuşma: Yazıda İngilizce ve Türkçe üzerine geniş ve mukâyeseli bilgi bulunuyor.
45)22/258,Haziran 1999,s: 13-14:Süleyman Kocabaş İle Sohbet: Vatan Yayınları Sâhibi ve 2008 yılına kadar târihî konularda 43 kitap yayınlamış olan Süleyman Kocabaş ile 1999 yılına kadar yayınladığı eserleri hakkında bilgi ağırlıklı sohbet.
46)22/260,s:8-9;Ağustos 1999;Yrd. Doç.Dr. Mustafa Sarıca İle Kültürel Değişim Üzerine Bir Konuşma: Yüzüncü Yıl Ü.Fen-Ed. Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Böl. Bşk. Mustafa Sarıca’nın hayatı, Türk kültürüne Fransız tesiri ve karşılıklı etkileşim konularında fikir alışverişi.
47)24/278,Şubat 2001,s.7-8;Şâir ve Yazar Muhsin İlyas Subaşı ile “Kayseri’de Edebiyat Üzerine Sohbet”:Konu, sohbet içinde değerlendiriliyor.
48)28/335,Kasım 2005,s:4-5;Ahmet Kaplan İle Necip Fâzıl Üzerine Bir Sohbet: Bir zamanlar Üstad’ın yakınında bulunup hizmette kusur etmemiş değerli yazarlarımızdan Ahmet Kaplan ile Necip Fâzıl üzerine yapılan sohbet metnidir.
KONGRE, SEMİNER, HABER, SERGİ VB.İLE İLGİLİ YAZILAR
49)6/61,Ocak 1961,s:26-28;Bir Armağanın Anatomisi: Makâlenin yazıldığı zamanda faaliyette bulunan Kayseri Sanatçılar Derneği’nin 1962 yılı îtibâriyle Roman, Şiir, Hikâye, Tenkid, İnceleme, Deneme, Folklor, Yayın, Çocuk Edebiyatı, Aruz ve Hizmet dallarında verdiği ödül toplantısından intibâlar, Derneğin önceki ödül törenleri ve armağan alanlar üzerine bilgi.
50)11/123,Mart 1988,s:23;”Güzel Ölüm Mustafa Miyasoğlu’nun bu adı taşıyan romanının değerlendirilmesi.
51)21/142Şubat 1998,s:18-19;Bir Sempozyumun Ardından: Van Üniversitesi ile Van Valiliğinin müştereken 4-6 Haziran 1997 günlerinde düzenledikleri “Sosyal Bilimler Kavşağında Güney ve Güneydoğu Sempozyumu”nun konuları, katılanları ile değerlendirilmesi.
52)27/324,Aralık 2004,s:3-5;Uluslararası Hazar Şiir Akşamlarının Ardından: Yazar ile birlikte katıldığımız,22-24 Eylül 2004 târihleri arasında Elazığ’da düzenlenen şölenin programı, katılanlar, cereyanı, intibâlar, geniş bir şekilde değerlendirilerek anlatılmış.
KİTAP TANITIM YAZILARI
53)8/88,Nisan 1985,s:18-19;Türkiye Kültür ve Sanat Yıllığı: Yazarlar Birliği’nin 1985 Kültür ve Sanat Yıllığı’nın münderecatı hakkında.
54)11/131,Kasım 1988,s:17;”Akdeniz ve Cezayir’de Türk Halk Şâirleri”: Prof: Dr. Şükrü Elçin’in Türk Kültürü Araştırmaları Enstitüsü’nce neşredilen kitabının tanıtımı.
55)17/202,Ekim 1994,s:19-25;Van Kütüğü Nasıl Meydana Geldi:1989 yılının Van’ını her yönü ile anlatan ve hazırlanmasına yazarın da iştirak ettiği, bir nevi ansiklopedi mâhiyetinde olan kitabın hikâyesi anlatılıyor.
56)20/240,Aralık 1997,s:3;TDV İslâm Ansiklopedisi: Makâlenin yazıldığı târihte 14.cildi neşredilmiş bulunan ansiklopedinin önemi anlatılıp, eksikleri konusunda beklenen tenkitlerin yapılmadığı belirtiliyor.
57)21/245,Mayıs 1998,s:22-23;Ötelerden Bir Ses Üzerine: Prof Dr. Mustafa İsen’in, Divan Edebiyatı ve Balkanlarda Türk Edebiyatı üzerine olan makâlelerini topladığı “Ötelerden Bir Ses” adlı kitabının değerlendirilmesi.
DERGİ TANITIMI
58)21/251,Kasım 1999,s:8-9;Van’da Yeni Bir Dergi: Seyir:
59)22/263,Kasım 1999,s:15-16;Estetik ve Sanat Yolunda “Seyir”: Van’da neşredilen Seyir Dergisi hakkında bir değerlendirme.
DİNÎ YAZILAR
60)7/83,Aralık 1964,s:3-5;Seyranî’de Hz. Peygamber Sevgisi:Seyrâni’nin konuya uygun şiirlerinden örnekler.
61)22/260, Aralık 1990,s:1-5;Ârif Nihat Asya’nın Şiirlerinde Hz. Peygamber Sevgisi: Konunun şiir örnekleri ile işlenmesi.
62)14/161,Mayıs 1991.s:15-18;Muhsin İlyas Subaşı’nın Şiirlerinde Hz. Peygamber:
Konu, Subaşı’nın şiirlerinden örneklerle işleniyor.