Şubat 08, 2012, 01:54:55 ÖÖ *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
 

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Eylül Bereketi/ Fatma ESTİ  (Okunma Sayısı 279 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Vedat
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 301


« : Temmuz 01, 2008, 22:52:10 ÖS »

Eylül Bereketi/  Fatma ESTİ     
   Edebiyatın hemen her dalında seçkin eserler veren Mustafa Özçelik’in son kitabı olan Eylül Irmakları, tam anlamıyla bereketli bir harman yerini andırıyor. Sütun Yayınlarından çıkan kitapta yazar, uzun yılların birikimini tüm cömertliğiyle okuyucusuna sunuyor. Mustafa Özçelik, sorumluluk sahibi bir aydın olarak edebiyatımızda Yunus Emre’den günümüze kadar gelen kültür zincirinin halkaları olan isimleri akıcı bir üslupla anlatıyor. Özellikle belirtilmesi gereken nokta şu ki, yazarın kendisi de o zincirin en önemli halkalarındandır.
            Kitap her ne kadar üç bölüme ayrılsa da Eylül Irmakları’nda adı geçen şair ve yazarların ortak bir hususta birleştiklerine şahit oluyoruz. Hepsinde de geçmişini tanıma, dönemlerini anlamlandırabilme ve geleceğe ışık tutma çabası hâkimdir. Bu anlamda zikredilen isimlerin şairlik ve yazarlık dışında, düşünce alanının da yetkin temsilcileri olduğunu görüyoruz.
       
 Günümüze kadar akıp gelen kültür ırmağının en bereketli kaynakları olan Yunus Emre, Nasrettin Hoca ve Mevlana’dır. Tarihin bir yerinde bu çizgide büyük bir kırılma yaşanıyor. Mehmet Akif Ersoy, Yahya Kemal Beyatlı ve Ahmet Hamdi Tanpınar bu kırılmanın sancılarıyla baş etme mücadelesi veren en önemli isimler. Daha sonra Necip Fazıl Kısakürek, A.Nihat Asya, Bahattin Karakoç, Nurettin Topçu ve Samiha Ayverdi bu çizgiyi takip ediyor. Türkçenin yaşayan en büyük şairi olarak kabul edilen Sezai Karakoç için şunları söylüyor Mustafa Özçelik:”… bu şairler içinde kimileri vardır ki onlar devirleri için bir ihya ve inşa hareketi gerçekleştirerek öncü şairler, üstat şairler vasfını kazanmışlardır. İşte Sezai Karakoç da çağı içinde bu tür bir nitelemeyi fazlasıyla hak eden bir şiir ustasıdır.”   
     Mustafa Özçelik’in deyimiyle “reddedilemez bir şekilde kendine özgülüğü olan” Sezai Karakoç’la birlikte Türk şiirinde yeni bir dönem başlıyor. A.Cahit Zarifoğlu, Mehmet Atilla Maraş, M.Akif İnan, Metin Önal Mengüşoğlu, Mustafa Miyasoğlu ve A. Vahap Akbaş kültür ırmağımızı bereketlendiren isimler olarak karşımıza çıkıyor. Kitabın üçüncü bölümünde Nazir Akalın’ın hayattayken şiirlerine yüklediği, ölümüyle de bizlere bıraktığı hüznü anlatan bir yazı bulunuyor. Bu vesileyle sevgili Nazir Akalın’ı rahmetle anıyorum. Kitabın son yazısında M.Özçelik, Ahmet Veske’nin şiirleri hakkındaki genel görüşlerini anlatıyor. A Hamdi Tanpınar, Huzur romanında kahramanı aracılığıyla şu tespiti yapıyor:”… Kendimizi sevmiyoruz. Kafamız bir yığın mukayeselerle dolu; Dede’yi, Wagner olmadığı için, Yunus’u, Verlaine, Baki’yi, Goethe ve Gide yapamadığımız için beğenmiyoruz. Uçsuz bucaksız Asya’nın o kadar zenginliği içinde, dünyanın en iyi giyinmiş milletli olduğumuz halde çırçıplak yaşıyoruz.”Eylül Irmakları, kendi zenginliğini fark eden, fark etmekle kalmayıp onu geleceğe taşıma mücadelesi veren edebiyatçılarımızı derli toplu bir şekilde anlatıyor okuyucuya.
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!