- İsa Yar’a ithâf-
Asya’dan inmiş şimşek atlar kişnemesiyle;
Birden titremiş her yan, ah!.. Türk velvelesiyle!
Harbin ta, uzaklardan duyulmuş gulgulesi;
Bil ki, kıt’alar altüst etmiş, Türk zelzelesi!
İşte Sancâk-ı Şerîf, en yükseğe çekilmiş;
Küre-i arzın gelmiş, merkezine dikilmiş!
Sancâk için söylenmiş, nice güzel kelâmlar;
O’nu yerden mahlûkat, gökten Melek selâmlar!
Tevhîd Sancâğım, inanç ve imânın temeli;
Uğruna şehit olmak, her Türk’ün tek emeli!
En önde şahlanmış, at üstünde bir kahraman;
Bu, bakışı ufuklar delen, Sultân Alp Arslan!
Şehitlik kefenini bir huşûyla giyinmiş;
Şol mübârek seferde, mehâbetle dirilmiş!
Alev saçan, öteler işâretli gözleri;
İlâhî bir kaynaktan, nasîb almış sözleri!
Sultân tekmîller almış, Nizâmü'l-Mülk’ününden;
Bütün hazırlık tamâm, fermân yazılmış dünden!
Harp nizâmı kurulmuş, Otağ hattı çizilmiş;
Emîr Sanduk, Sav Tegin, kumandanlar dizilmiş!
Ordu: Tuğla, sancâkla, hilâl düzeni almış;
Türk Ordu'su yek vücut, düşmana ölüm kalmış!
Gürz, kalkan, kılıç, kargı, bire bir hedeflenmiş;
Gerilmiş yay ve ok, tek menzile kenetlenmiş!
Allah Allah!.. Nidâsı, yeri göğü kaplamış;
Türk yiğitler düşmana, hançer kılıç saplamış!
Sultân’nın harp dehâsı, şahânelik sayılmış;
Şânı cihânı tutmuş, her tarafa yayılmış!
Cennet’de koklamış da dermiş gül yaprağını;
Şehîd kanla sulamış, vatanın toprağını!
Bayrağımız şehîdin, al kanından renk almış;
Bize sonsuz hâtırâ, hilâl’le yıldız kalmış!
Köhne Bizans‘da artık, başlamışken bir sukut;
İmparator diz çökmüş, Sultân’da ise sükût!
İhtiyar târih yazmış, yazılmadık destânı;
Dağlar taşlar kıskanmış, yazılan şu destânı!
Duâlar, âmînlerle dün, bugüne bağlanmış;
On asır evvelden bu yurt Türk’e tapulanmış!
Şahin bakışlı Sultân, acep bize ne demiş?..
Anadolu Fâtihi: “-Nizâm-ı Âlem...” demiş!..
(2008)
ahmed_sahin@mynet.com