Şubat 08, 2012, 01:26:25 ÖÖ *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
 

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Oğuzbaşaran'a övgü/Ahmet ASMA  (Okunma Sayısı 176 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Oğuzbaşaran
TÜRKÇESİ.NET
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 101


« : Aralık 26, 2008, 22:40:41 ÖS »

OĞUZBAŞARAN’A ÖVGÜ
“PORTRE” yazmak ateş ister, köz ister,
Uzak-yakın gören yürek, göz ister…
Resmedecek boya, fırça, söz ister;
Meğer ressam olmuş OĞUZBAŞARAN.

Şiir, nesir binbir eser okumuş,
Her PORTRE’yi nakış nakış dokumuş…
Şiirle tasvirde yeni yol bulmuş;
Okyanus’a dalmış OĞUZBAŞARAN.

Ünlü kişileri, kitap dergiyi,
Elden bırakmamış övgü, yergiyi,
Yerinde kullanmış HAK’tan vergiyi;
İlham ile dolmuş OĞUZBAŞARAN.

Dörtlüklerle renk renk tasvirler yapmış,
Çoğu mısralara şeker-bal katmış…
Sanki YÛNUS ile dergahta yatmış;
Coşmuş, aşka gelmiş OĞUZBAŞARAN.

Bir seyyah misâli gezmiş, dolaşmış,
Adım adım amacına ulaşmış…
Adı ERCİYES’ten öteye aşmış;
Dalında ün salmış OĞUZBAŞARAN.

Çağlayan yüksekten gürler akarmış…
Sanat aşkı kormuş, yürek yakarmış…
Bizde de evliyâ, erenler varmış;
Erenlerden kalmış OĞUZBAŞARAN.


Ahmet ASMA
Kayseri Hakimiyet Gazetesi, 9 Haziran 2008, Pazartesi, s. 2


BEKİR OĞUZBAŞARAN’IN MANZUM PORTRESİ
“Uygarlık” dediğimiz olgu, insanlığın ortak eseridir. Bunca buluşlar mûcitlerin insanlığa sunduğu birer armağandır. Kişi eserinin ve emeğinin toplumla paylaşılması gereğinin canlı kanıtıdır. Kütüphaneler ve kitaplıklar dolusu her tür kitap, dergi ve basın eserleri de, eser sahiplerinin eserlerini toplumla paylaşma anlayışının bilinen belgeleridir.

Erciyes Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Öğretim Görevlisi Sayın Bekir Oğuzbaşaran da aynı inanç ve amaçlar doğrultusunda, “Kültür ve Edebiyatımızdan MANZUM PORTRELER” adını verdiği manzum eserini öğrencilerimizin ve halkımızın ilgi ve bilgisine sunmuştur. Söz konusu kitap 102 sayfadır. Yüzden fazla dörtlükten oluşmuştur. Kitap 2007 yılı Ağustos’unda, Laçin Yayınları’nın 136. eseri olarak, Ankara BİZİM BÜRO Basımevi’nde basılmıştır.

MANZUM PORTRELER’in üç önemli özelliği dikkat çekmektedir:

1.   Portrelerin şiirle tasviri.
2.   Hece vezniyle yazılmış olması. 7/7=24 gibi ses zenginliği olan hece ölçüsünün kullanılmış olması.
3.   Portre tasvirlerini dörtlük şiir birimiyle yapılmış olması. Günümüzde bir çok şair ve yazar portreleri nesirle tasvir ettiği hâlde Oğuzbaşaran, yeni bir anlayışla şiirle tasvir yolunu seçmiştir.

MANZUM PORTRELER adlı eserinden dolayı Sayın Bekir Oğuzbaşaran’ı candan kutlarız.
Oğuzbaşaran bu eserinde bizim yakından tanıdığımız veya hiç tanımadığımız; hayatta olan veya olmayan; edebiyatta, bilim dallarında, sanatta, basında ün yapmış, eser vermiş kimseleri tasvir yoluyla topluma tanıtma ve portrelerini şiirle çizme  yolunu seçmiştir. Ayrıca tanınmış, tutulmuş, sevilmiş birçok derginin de tasvirini okurlarıyla paylaşmıştır.

   Oğuzbaşaran eserinde kendi portresini şöyle tasvir ediyor:

İlim, fikir, sanatta; hikemî tarz makamı
Son yıllarında şâir, manzum portre ressamı
Deneme, inceleme, tenkide ömür verdi
Kaldıysa hayatının ikindi ve akşamı...

   Manzum dörtlükte görüldüğü gibi şairİ birinci, ikinci ve dördüncü mısralar birbirleriyle kafiyeli, üçüncü mısra serbest olan dörtlük birimini seçmiştir. Şair bu dörtlükte, kendisinin dikkat çeken, ilgi uyandıran özelliklerini resmederek, bu yolla okurlarını bilgilendirmiştir.

   Bilindiği gibi PORTRE; konusu insan olan resim anlamındadır. Bir kimseyi okuyana tanıtmak gayesiyle, o şahsı tasvir etmektedir. Başka bir deyişle; insanı dış ve iç görünümüyle canlandırma sanatıdır. Fiziksel ve tinsel portre olmak üzere ikiye ayrılır. Fiziksel portre insan ve hayvanın dış görünüşünü, tinsel portre ise iç dünyasını tanıtmak amacıyla yazılır.

   Şair, Seyyid Burhaneddin merhûmu tanıtırken, şöyle bir portre çizmiş:

   Tirmiz’den gelip postu Kayseri’ye o sermiş
   Celaleddin’e yolun sırlarını o vermiş
   Bilginler Sultânı’nın yetim mücevherini
   Mevlânâ olmak için Selçukya’ya göndermiş…
Tasavvuf öncüsü Hazreti Mevlânâ’yı da şu mısralarla tasvir etmiş:

   Yaratılmışları hoş gör, sevgi ve muhabbetle dol!
    İyiliktir, güzelliktir, doğruluktur tek çıkar yol…
    Riyakârlık yakışır mı, sıfatı insan olana?
   ‘Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol!’

    Bu dörtlükte şair, Mevlânâ’nın kimliğini, inancını, insanlığa çağrısını seslendirmiştir.


BEKİR OĞUZBAŞARAN’IN MANZUM PORTRESİ (2)
   Söz konusu Manzum Portreler kitabının ön sözünü, değerli yazarlarımızdan edebiyat öğretmeni, Sayın Vedat Ali Tok yazmıştır. Sayın yazar önsöz yazısında Bekir Oğuzbaşaran’ı edebiyat kültürüne yakışan saygın bir üslûpla şöyle tanıtıyor:

   “Edebiyat dünyası Bekir Oğuzbaşaran ismini 40 yıl kadar önce tanıdı. Bir taraftan hocalık, bir taraftan edebiyatçılık vasfını sürdürdü. Dost canlısı olması, hoş sohbeti kıvrak zekâsı ve olaylara karşı uyum sağlamasıyla dikkat çeken bir kişiliği vardır. Türkiye’nin neresinde hangi kitap ve hangi dergi basılıyorsa, Bekir Oğuzbaşaran’ın haberi vardır. Birçok dergilerde nesir ve şiir türü yazıları yayımlanmıştır. Aslında hiç abartısız ciltlerce kitap yazabilecek kapasiteye sahip olmasına rağmen, her nedense şiirlerini dergilerde yayınlamakla yetiniyor. Yeni Türk Edebiyatı uzmanı olduğu halde; Divan Edebiyatına özellikle de Halk Edebiyatına öncelik vermektedir” diyor…

   Manzum portrelerdeki dörtlüklerde yer alan sözcüklere, muhtevâya, kişi ve olayları tanıtmadaki tasvir zenginliğine baktığımız zaman Vedat Ali Tok’un görüşlerini, duygu ve düşüncelerini biz de paylaşıyoruz.

   Çoğumuzun tanıdığı gazeteci, şair ve yazar Abdullah Satoğlu’nun Portre’sini Oğuzbaşaran bir dörtlükte değişik özellikleriyle şöyle tasvir etmiştir:

Kayseri kültürünün Ankara’daki kolu
Kâlû Belâ’dan beri Türklük, İslâmlık yolu
Hakimiyet ve Filiz, Bahçe ve “Gül” dayısı
Nedîm gibi lâlezâr, şâir-yazar Satoğlu…

   Örnek olarak sunduğumuz dörtlüklerdeki tasvirlerden anlaşıldığı gibi; kapsamlı bir tasvir için şairin ön hazırlıklı olduğunu görüyoruz.

   Yakından tanıdığım, çok değerli ve saygın insan Sayın Alim Gerçel’i öyle güzel, öyle canlı tasvir etmiş ki, meğer Sayın Gerçel Türkiye’nin muhtarıymış. Bundan güzel tasvir olur mu?.. Şair şöyle diyor:

   Erciyes Dergisi’nin yazı işleri başkanı,
   Nevzat Türk’ten ağabeyin yoldaşı, vefakârı…
   Siz onun “Sahabiye” dediğine bakmayın;
   Bütün Türk Dünyası’nın, Türkiye’nin muhtarı…

   Yûnus Emre merhûmu tanıtan dörtlüklerden birisinde Yûnus’u şöyle tasvir etmiş:
   Türk Dili himmetiyle bir şiir dili oldu.
   Ne çok insan kendini onun sözünde buldu.
   Halk’ı ve Tasavvuf’u, Dîvânları besledi;
   İlâhî ezgisiyle dilim şiirle doldu…

   Manzum Portrelerde, çok yönlü zenginliği olan Sayın Turan Koç da aşağıda ki dörtlükle tasvir edilmiş:

   Erkilet Bağlarında çocukken ne aradı?
   İhtimal ki, güzelin orda farkına vardı…
   Şiir ve denemeden, telif ve tercümeye;
   İlgisi felsefeden estetiğe kadardı…

   Dörtlükten anlaşıldığına göre Erkilet, Erkilet Güzeli ve Turan Koç arasında sosyal bir bağ kuruyor, Sayın Koç’un çok yönlü bilimsel becerilerini bize tanıtıyor.
   Dergilere karşı yakın ilgi duyan, birçok dergide yazıları yayımlanan şair, yazar Oğuzbaşaran, birçok dergilerin de tasvir yoluyla tanıtımını yapmış.





BEKİR OĞUZBAŞARAN’IN MANZUM PORTRESİ (3)
   Berceste Dergisi’ni tevazu dolu ve samimi bir dille şöyle yorumlamış:

   Yağı ile kavruluyor bizim Berceste dergisi
Gönüllere savruluyor bizim Berceste dergisi
Bir iddiâ sâhibi; fikir, sanat, kültürde
Gün geçtikçe doğruluyor bizim Berceste dergisi…

   Adını Erciyes’ten alan, Sayın Nevzat Türk’ten ve Sayın Alim Gerçel’in yönettiği, otuz yılı aşan yaşıyla, başarıyla yayınını sürdüren Erciyes Dergisi için de Oğuzbaşaran şu ilgi çekici portreyi çizmiş:

   Erciyes gibi yüce, çıkmaktaki gâyesi
Fikir, sanat, kültürde otuz yıllık sâyesi
Başta Türklük Bilimi, folklor ve edebiyat
Olmak üzere her şey, bitmeyen sermâyesi…

   Kitapta yer alan portreler okunduğu zaman her birinin yazılı kaynaklardan, basından beslendiğini ve insanlarla yakın ilişkilerini anlıyoruz. Portrelerde hayal unsuru yerine gerçekler dile getirilmiş. Okumadan yazmak, kaynaklara dayanmayan portreler çizmek herhalde boyasız, fırçasız resim yapmağa benzer. Oğuzbaşaran güvenilir bir yol seçmiş.

   Yaşadığımız çevre, ülkemiz ve tüm dünya sayılamayacak kadar çok gerçeklerle doludur… Şair ve yazarlar, bilim adamları hayal ürünlerinden çok, gerçekleri yansıtan; birlik ve beraberliğimizi, sevgi ve saygıyı, yardımlaşmayı, refah ve mutluluğumuzu, ortak değerlerimizi, toplumsal ilişkileri dimdik ayakta tutan gerçekçi eserler ortaya koymalıdır. Bizim, hayâlden çok gerçeklere ihtiyacımız vardır…
   Şair olsun, yazar olsun, bilim adamı ve sanatkâr olsun, basın mensupları olsun, halkımız olsun… Türkçe’yi, Türk dilini koruyup kollamalıdır. Yabancı sözcük ve terkiplerden arındırmalıyız. Bu bir ulusal görevdir. Yazmış olmak için değil, öğrenmek ve öğretmek için yazmalıyız.

   Sayın Oğuzbaşaranın da yukarıda işaret ettiğimiz hassasiyeti göstermiş olduğunu görmek, sayın okurlarımızı mutlu edecektir. Kendisine sağlık ve mutluluk dileklerimizi sunar, benzer başka eserler ortaya koymasını sabırsızlıkla bekleriz…   

   Oğuzbaşaran’ın eserinden esinlenerek, ben de kendilerinin bir portresini tasvir etmek istedim. Tasviri aşağıya alıyorum, bakalım aslına uymuş mu?

   Dörtlüklerde ren renk tasvirler yapmış,
   Çoğu mısralara şeker, bal katmış…
   Sanki Yûnus ile dergâhta yatmış;
   Coşmuş, aşka gelmiş Oğuzbaşaran…

Sayın okurlarıma sevgi ve saygılar sunarım.
   
Ahmet ASMA
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!